KAZAK TARİHİ KONUSUNDA DEV ESER

Geçtiğimiz günlerde bir sempozyum için İstanbul’a gelen El-Farabi Kazakistan Devlet Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Talas Omarbekov’un başkanlığında her bölümünü sahasında uzman Kazak tarihçilerin yazdığı dört cilttik eski devirlerden günümüze Kazak tarihini bu sene yayınladılar.

Dört cilt kitabın içeriğine ayrı ayrı baktığımızda eserin önemi daha da anlaşılacaktır. Ayrıca her bölümü Kazakistan’ın önde gelen tarihçilerinin kaleme aldığını da göz önünde tutmalıyız. Devamı…


MOSKOVA ORTAK EDEBİ TÜRKÇEDEN NİÇİN KORKUYOR?

Yukarıya yazdığımız sorguya bugüne kadar kimse cevap vermemiştir. Yalnız cevap değil, zannedersek, daha kimse bu sorguyu vaz’etmiş bile değildir. Halbuki bu mes’ele 40.000.000’luk esir Türklerin ortak dertlerinin ana mes’elesidir.

Esir Türklerin Avrupa’da çıkardıkları matbuatta yalnız bir cihet zaman-zaman tesbit ve tenvir edilmiştir ki, o Moskova tarafından Türk dilinin parçalandığı, doğrandığı, ortak edebî Türkçenin ortadan kalkması için Moskova’nın geceli gündüzlü çalıştığıdır. Bu parçalama işine Moskova var gücüyle devam ediyor. Halâ, ortak edebî Türkçe ile yazmağa cesaret edenler “panturanist” töhmetiyle çok ağır cezalara uğruyorlar. Bu cezalardan Ortodoks komünistler bile yakalarını kurtaramıyorlar.

Geçenlerde S. T. ve K. F. adında iki talebeye rastlamıştım. Bunların ikisi de komünist fırkasına mensup olup, Bakû Üniversitesinde okumakta iken “Panturanizm kaçakçılığı” yapmış oldukları için hem komünist fırkasından, hem de üniversiteden kovulmuşlardır. Devamı…


SOVYET DÖNEMİNDE TÜRK CUMHURİYETLERİ EDEBİYATINDA BAYMİRZA HAYİT KARAKTERİ

9-10 Ekim 2017’de İstanbul’da gerçekleşen Uluslararası Baymirza Hayit Sempozyumunda Prof. Dr. Tursun Jurtbay bu başlıkta ilginç bir tebliğ sundu. Tebliği özetleyerek sunuyorum:

Prof. Dr. Tursun Jurtbay

Prof. Dr. Tursun Jurtbay: Tebliğime bir soruyla başlamak istiyorum. Sovyetler Birliği’ni yıkan güç neydi? Sovyetler Birliği’ni yıkan güç silah değildi. Onu yıkan güç, milli ruhtu. Peki, ideolojik yasak ve kısıtlamaların olduğu SSCB’de milli ruhu halka kim getirdi? Bu sorunun cevabı ise edebiyat ve sanattır. Tüm yasak ve kontrollere rağmen gerçekler edebiyat ve sanat eserlerinde sansüründen kurtularak ustaca dile getirilmiştir. Tarihi gerçekleri eserlerinde dilek getirenlerden birisi de Baymirza Hayit’tir. Devamı…


ULUSLARARASI BAYMİRZA HAYİT SEMPOZYUMU SONUÇ BİLDİRGESİ

İstanbul’da 9-10 Ekim 2017 tarihinde İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tarih Bölümü, Rumeli Üniversitesi, Türk Tarih Kurumu, Türk Dünyası Belediyeler Birliği ve Türk Ocakları İstanbul Şubesi tarafından ortaklaşa olarak düzenlenen ABD, Almanya, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Rusya, Türkmenistan ve Türkiye gibi ülkelerden 35 bilim adamı ve yazarın davetli olduğu ve dokuz oturum halinde gerçekleştirilen “Doğumunun 100. Yılında Baymirza Hayit ve Günümüzde Türkistan Tarihi Araştırmaları” adlı uluslararası sempozyumu amacına ulaştı.

Sempozyumda esnasında sunulan tebliğlerde Baymirza Hayit’in hayatı kişiliği ve eserleri, XX. yüzyıl Türkistan tarihi, İstiklalcilik Hareketi (Basmacılık), Türkistan Lejyonu tarihi ve mensuplarının trajedileri ile ilgili çeşitli fikirler ve yeni bilgiler ortaya atıldı. Sempozyumun kapanış oturumunda aşağıdaki kararlar alındı. Devamı…


Белгілі жазушы Дулат Исабековтың 75 жылдығы Лондонда басталмақ

Біз кеше (2017 жылы, 29 қыркүйек күні) Алматыда жүрген кезімізде белгілі жазушы Дулат Исебеков ағамызға кездейсоқ кезігіп қалып қуанышты хабарды естідік. Оны өзіміз қана естімей, дүйім жұрт естісін деп қол телефонымызбен камерага түсіріп алдық.

Қуанышты хабар ағамыздың үш кітабы бұрындары Лондонда ағылшын тілінде жарық көрген болса, енді оның 75 жылдығына орай Лондонда фестивалі өтпек екен. Фестивал аясында қазан айының 1 күні “Жау жүрек” атты спектаклді Әуезов атындағы академиялық театр қояды. Қазан айының 2- күні Лордтар Палатасында сөз сөйлемек. Devamı…


ҚАЗАҚ КӨШІНІҢ 65 ЖЫЛДЫҒЫНА БАЙЛАНЫСТЫ ТҮРКИЯДА ҚАЗАҚ САЯБАҒЫ МЕН МУЗЕЙІ САЛЫНУДА

Түркияның Ақсарай қаласына қарасты Сұлтанханы аудан әкімдігінің қазақ тарихы мен мәдениетінің таныстырылуы үшін арнайы бөлген 3500 шаршыметрлік саябаққа бетоннан салынатын қазақ үйі пішіміндегі Қазақ Музейінің ірге тасы 2017 жылы, 15 қыркүйек күні қаланды.

Орталығы Ыстамбұлда болған Қазақ білім және зерттеу қоғамының төрағасы Серқан Дініштүрік пен Сұлтанханы аудан әкімдерінің орынбасарлары Хасан Темел мен Фатих Ағыр да қатысқан ірге тасын қалау рәсімінен кейін құрылыс машиналары жұмысқа кірісіп кетті. Devamı…


KAZAK GÖÇÜ’NÜN 65. YILI ANISINA AKSARAY SULTANHANI’NDA KAZAK PARKI VE MÜZESİ YAPILIYOR

Aksaray Sultanhanı Belediyesi’nin Kazak tarihi ve kültürünün tanıtımı için tahsis ettiği 3500 m2’lik araziye yapılacak Kazak keçe yurdu şeklindeki Kazak Müzesi’nin temeli 15 Eylül 2017 Cuma günü atıldı. Merkezi İstanbul’da bulunan Kazak Eğitim ve Araştırma Derneği (KATEAD) Başkanı Serkan Dinçtürk ve Sultanhanı Belediye Başkan Yardımcıları Hasan Temel ve Fatih Ağır’ın hazır olduğu temel atma töreninden sonra iş makineleri çalışmalara başladı.

Dernek Başkanı Serkan Dinçtürk’ün verdiği bilgiye göre, Sultanhanı Belediye Başkanı Sayın Fahri Solak’ın himayelerinde Kazak Parkı ve Müzesi’nin inşaaşı bir ay içinde tamamlanarak Türkiye Cumhuriyeti’nin 94. kuruluş yıldönümünde 29 Ekim 2017’de törenle açılacaktır. Devamı…


KAZAKİSTAN’DA LATİN ALFABESİ MESELESİ

Latin alfabesini kabul etme, ya da kabul etmeme konusunda son üç dört yıl içerisinde birçok tartışmalar yapıldı. Bu konuda halkımızın tartışmaların nasıl başladığını bilse de, nasıl sonuçlandığını bilmediği kanısındayım. Latin harfleri hakkında ilk söz edenlerden biri biz olduğumuzdan dolayı halkımızı bu konuda aydınlatmayı bir borç olarak görüyorum.

Pek çoğunun hatırındadır. 24 Ocak 1991 tarihli “Ana Tili” gazetesinde “Latin alfabesinin geleceği parlak” diye bir makalemiz yayınlandı. Bu makalemizde ilk kez, Kiril alfabesinin Latin alfabesi ile değiştirilmesi konusu ele alınmıştı. Belki de amacımızı doğru anlatamadığımız için suç bizdedir; bu makaleden sonra basında bu konuda tartışmalara pek sık rastlanmaya başladı. Devamı…


PROF. DR. SEYİT KASKABASOV: BİZE DİL BİLİMİN TEORİSİNDEN ZİYADE DİL TARİHİ VE DİLİN TARİHİ SÖZLÜKLERİ ELZEM

Kazakistan’ın önde gelen dilbilimcisi Prof. Dr. Seyit Kaskabasov Egemen Kazakistan gazetesine verdiği uzun röportajın bir bölümünde şunları söylüyor: “Kazaklara daha çok lazım olan, dil biliminin teorisinden ziyade, Kazak dilinin tarihi. 15 ciltlik izahlı sözlük çıktı, ama bilimsel temellere dayalı bir “Kazak Dilinin Tarihi” konusunda bir geniş çaplı çalışma hala çıkmadı.

Dil bilimindeki ikinci önemli ihtiyaç, bizim Kazak dilinin tarihi sözlüğünü ortaya çıkarmamızdır. Bununla ne demek istiyorum? Şöyle ki, Orta çağlar, daha önceki veya sonraki dönemlere ait edebi eserlerimiz vardır. Onları orijinal nüshalarından inceleyerek, içlerindeki Kazakça kelimeleri ve onların başlangıç şekillerini bulmamız lazımdır.

Mesela, Orhun Abidelerini ele alalım, VII-VIII asırlarda şu kelimeler vardı diyebiliyor muyuz? IX, X, XI asırlarda şu kelimeler varmış, kullanılıyormuş, diyebiliyor muyuz? Devam edelim, XII, XIII, XIV, XV asırlardaki kullanılan kelimeler karşımıza çıkar. Böylece biz Kazak dilinin gelişme tarihini öğreniriz. Bir başka deyişle, Hoca Ahmet Yesevi’nin “Divan-ı Hikmet”, Kaşgarlı Mahmut’un “Divan-ı Lugat’it Türk” Sözlüğü veya Ahmet Yükneki, Süleyman Bakırganı, Mirza Muhammet Haydar Duğlat vb. eserlerindeki bizim Kazak sözleri o zaman nasıl bir biçimdeydi? Kelime haznesinde var mı? Kazak dili her asırda nasıl bir gelişme gösterdi? Bunları görmemiz lazımdır.” Kazakça bilenler değerli hocamız Kaskabasov’un sohbetinin devamını aşağıdaki linkten okuyabilirler.

Röportajın devamını okumak için tıklayınız


ЖАҢА КІТАП: ТӨҢКЕРІСКЕ ЖОЛ ЖОҚ: 15 ШІЛДЕ ТҮНІНІҢ ТОЛЫҚ ХИҚАЯСЫ

Түркиядағы 15 шілде күнгі әскери төңкерістік әрекетке бір жылдан асты. Алайда әлі онын қыр сыры толық ашылған жоқ. Қараңғылык нүктелері баршылық. Осы уақиғаны зерттеушілердің еңбектерін оқып зердемде жарықтандыруға күш жұмсап келемін. Қазір қолымда Түркияның алда келген журналистерінен Әбдіқадыр Селвидің “ТӨҢКЕРІСКЕ ЖОЛ ЖОҚ: 15 ШІЛДЕ ТҮНІНІҢ ТОЛЫҚ ХІҚАЯСЫ” атты кітабы. Оқып жатырмын. Осы тақырыпта көп ізденген, уақиғаның бел ортасындағы қуәгерлерімен кездесіп әңгімелескен сондай-ақ сот істеріндегі құжаттармен танысып шыққан Селви де осы төңкерістік әрекетті бүге шігесіне дейін аша алмағанын жасырмауда. Ол кітапқа жазған үш жарым беттік алғысөзін мына сөздермен аяқтауда:

“2016 жылы, 15 шілде түні CNN Түрк телеканалында әріптесім Ханде Фыратпен бірге Президент Ердоғанмен жасаған және тікелей эфирге берген тарихи сұхбатқа келер болсақ, бұл, құмыр бойы әсте ұмыта алмайтын бір сәт еді.

Соңғы сөзім, негізінде алғашқы сөзім болуға тиіс еді. 15 шілденің кітабын жаздым, бірақ 15 шілдені аша алдым ба? Бұған “Иә” деп жауап беруді қалар едім, алайда берсем де ең алдымен оған өзім сенбес едім. 15 шілде туралы көп кітап жазылды бірақ төңкерістік әрекеттің кітабы әлі жазылған жоқ.

Төңкерістік әрекеттің сәтсіздікке ұшырауына байланысты баз біреулер қаһармандық дастандары жазып жатыр. Төңкерісшілер болса табысқа жете алмағандықтары үшін шындықтарды жасыруға әлек. Құдай сақтасын, егер 27 мамыр және 12 қыркүйек сыяқты табысқа жеткен болғанда олардың мүмкін төңкерістік әрекетке қалай дайындалғандықтарын және қалай табысқа жеткендеріне қатысты естеліктері жарық көретін еді. Сонымен бірге бұл төңкерістің сыртқы қолдауы өте күшті. Саяси билік мұны, “НАТО-ға сүйенген төңкеріс” ретінде көріп отыр. Бірақ 15 шілдешілер табысқа жетпегендері үшін бұл байланыстары анықталған жоқ.

15 шілдеге куә болған бір журналист ретінде бір күн осы төңкерістің шынайы кітабын жазуды армандап отырмын. Міне сонда қана “15 шілдені жаздым” дей аламын. Соған қарамастан осы еңбегімді оқуға уақыт бөлгендерге алғаш рет осы кітапта таба білетін мәліметтерге орын беруге күш жұмсадым. Бұл кітапты кейін жазылатын кітабымның кіріспесі ретінде қабыл алыңыздар.”

Расында бұл тамыры тереңдерде жатқан күрделі бір төңкеріс. Тереңдегі қараңғылықтарды жарықтандырудың уақыт талап етері сөзсіз.