25 YIL ÖNCE KGB’NİN BAŞARISIZ DARBE GİRİŞİMİNDE GORBAÇOV ÖZAL’A TEŞEKKÜR ETMİŞTİ

yeltsin darbe

Türkiye’de 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminde tutunduğu demokratik tavrı için Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin’e Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşekkür ettiği gibi, bundan tam 25 yıl önce  tutucu Komünist liderlerin başarısız darbe teşebbüslerinde Mihail Gorbaçov da yardımlarından dolayı Turgut Özal’a teşekkür etmişti.

Olayları tekrar hatırlarmak için 25 yıl öncesine gidelim. 19 Ağustos 1991 sabahı Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin tutucu üyelerinin darbe yaparak yönetimi Gorbaçov’dan devraldıkları haberi tüm dünyada yankılandı. Haberi Cumhurbaşkanı Turgut Özal tatil yapmakta olduğu Marmaris’te öğrendi. Neler oluyordu? Sovyetler Birliği’nde yapılan tüm reformlar, Batı ve Türkiye ile tesis edilen iyi ilişkiler, KEİB Projesi ne olacaktı? Tekrar soğuk savaş günlerine mi dönülecekti? Darbeyi gerçekleştirenlerin niyetleri ne idi?

Tüm bu ve buna benzer sorulara cevaplar bulabilmek için Özal’ın bulunduğu Marmaris Okluk Koyunda Devlet Konukevi’nde yoğun bir telefon trafiği yaşanmaya başladı. Bu telefonlardan biri Washington’a yapılarak Özal ABD Devlet Başkanı George Bush ile görüştü. Özal olayı yakın takibe almaya çalışıyordu. Daha sonra tatilini yarıda keserek ertesi günü Ankara’ya dönmeye karar verdi. Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Kaya Toperi basına yaptığı açıklamada Özal’ın Sovyetler Birliği’ndeki gelişmeleri kaygı ile yakından izlediğini ve tatilini yarıda keserek 21 Ağustos sabahı Ankara’ya dönmeye karar verdiğini söyledi.[1] 

Moskova’da yaşanan olağandışı gelişmeleri Türkiye’nin önde gelen siyasi liderleri de yakından izliyordu. DYP lideri Süleyman Demirel “Darbenin yeniden Sovyetler Birliği’ni Batı dünyasından kopması, ümitlerin yok olması anlamına gelip gelmeyeceği meçhuldur. Dünyada rahatsızlık yaratan bu olay Sovyetler Birliği’nin yeniden tehdit haline gelebilmesi ihtimalinden doğmaktadır. Bu durum bizi çok yakından ilgilendirir. 45 yıllık soğuk savaşın faturasını herkes ödemiştir ama Türkiye büyük bir fatura ödemiştir. Kalıcı barış ihtimallerinin belirdiği bir dönemde bunların bir seraba dönüşmesi insanlık için çok büyük bir kayıp olur” şeklinde düşüncelerini ortaya koyuyordu.[2]

DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit ise basına verdiği demeçte şunları söylüyordu: “Sovyetler Birliği’ndeki altı yıldır gerçekleşmeyen perestroyka hayalinin yerini “KP – Kızıl Ordu – KGB üçlüsü katı gerçeği alıyor. Gorbaçov öncesinde çarkları yarı korku ve yarı inançla dönen Sovyetler Birliği’nde Gorbaçov döneminde korku da, inanç da kalmadı. Şimdi bu üçlü korkuyu geriye getirebilir, ama ideolojik inancı geri getirebileceği çok kuşkulu. Gorbaçov düzeninin kalıcı kazanımı Doğu Avrupa ülkelerinin bağımsızlığı ve özgürlüğe kavuşmasıdır. Ancak Batı gerekli yardımı sağlamazsa bu ülkelerde de eskiye dönüş özlemleri canlanabilir. Türkiye Sovyetler Birliği ile ilişki ve işbirliğini geliştirme çabalarını yeni yönetim döneminde de sürdürmek için elinden geleni yapmalı. Türk ve Müslüman ağırlıklı Sovyet Cumhuriyetlerinin son yıllarda kavuştukları özgürlüklerin devamı için büyük komşusuna, karşılıklı güven ortamı içinde dostça telkinlerde bulunmalıdır.”[3]

ABD Başkanı George Bush darbeyi yanlış ve yasadışı bir eylem olarak niteleyip Gorbaçov’un görevine geri dönmesini istedi. SSCB’ye yapılan tüm ekonomik yardımların kesileceğini ifade eden Bush “SSCB’de anayasaya aykırı güç kullanılmasını kınıyoruz ve durumdan derin rahatsızlık duyduğumuzu kaydediyoruz. Bu yanlış ve yasadışı eylem Sovyet anayasasına olduğu gibi Sovyet halkının beklentilerini de çiğnemektedir”, diyordu.[4]

Darbe Gorbaçov göreve gelmesinden sonra büyük bir patlama gösteren iki ülkenin ekonomik ilişkiler çerçevesinde KEİB projesinin geleceğinin ne olacağı sorusunu gündeme getirdi. Proje Türkiye’nin yoğun çalışmaları sonucunda imza aşamasına gelmişti. Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Ekonomik İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Yaman Başkut Moskova’da Temmuz ayında bir araya gelen Sovyetler Birliği, Bulgaristan, Romanya ve Türkiye Dışişleri Müsteşarlarının KEİB projesinin çerçeve anlaşması üzerinde mutabakata vardıklarını hatırlattı ve “imza için Sovyetler Birliği’ndeki Birlik Anlaşmasının nihai sonuca varmasını bekliyorduk” dedi. Birlik anlaşması sadece merkezi yönetimin mi, yoksa diğer cumhuriyetlerin de katılımının olup olmayacağının kesinleştirilmesi açısından bekleniyordu. Darbe birlik anlaşmasının imzalanmasından bir gün öncesine rastlamıştı.[5]

Darbenin Sovyetler Birliği’nin yeni birlik antlaşmasının bir gün öncesine rastlaması tesadüf değildi. Çünkü darbeyi gerçekleştiren Sovyetler Birliği’nin tutucu yöneticileri SSCB’ni ortak devlet başkanı, dış politikası ve ordusu olan bağımsız devletler federasyonuna çeviren yeni birlik antlaşmasının ülkeyi dağılmaya sürükleyeceğinden endişe ediyorlardı. Ayrıca Gorbaçov tarafından 1985 yılından beri yürütülen reform politikalarını sorunlara bir çözüm üretememişti. 1991’lere gelindiğinde ülke hala ağır siyasi ve ekonomik krizlerle boğuşmaktaydı. Ülkede yokluk hüküm sürmekteydi. Halk en temel ihtiyaç maddelerini bile satın almak için uzun kuyruklarda saatlerce beklemek zorundaydı. Devlet Başkan Yardımcısı Gennady Yanayev ve KGB Şefi Vladimir Kryuçkov’un liderlik ettiği darbecilere göre artık bu duruma dur demenin zamanı gelmişti.

Darbe için en uygun zaman olarak Gorbaçov’un yeni birlik anlaşmasının imzalanacağı 20 Ağustos 1991’de Moskova’ya dönmek üzere Kırım’daki yazlığına 4 Ağustos’ta tatile çıktığı dönem seçilmişti. Ancak darbeden önce Gorbaçov’a son bir şansın verilmesi ihmal edilmedi.

18 Ağustos’ta darbecilerden bir grup Kırım’a giderek Gorbaçov’dan olağanüstü hal ilan etmesini veya görevi yardımcısı Yanayev’e bırakmak üzere istifa etmesini istediler. Ancak Gorbaçov onların taleplerini kesin bir dille reddetti. Darbeciler Gorbaçov’un yazlığından öfkeli bir şekilde eli boş ayrıldılar. Ancak Gorbaçov’un KGB tarafından kontrol edilen tüm iletişim hatları kesildi ve evin çevresi KGB’ye bağlı güvenlik güçleri tarafından kuşatıldı.

Grubun Kırım’dan Moskova’ya dönmesiyle darbe planına son şekli verildi ve sekiz kişiden oluşan Olağanüstü Hal Devlet Komitesi oluşturuldu. Bu komitede şu isimler yer aldı.

Gennady Yanayev (Devlet Başkanı Yrd.)
Valentin Pavlov (Başbakan)
Vladimir Kryuchkov (KGB Başkanı)
Dmitriy Yazov (Savunma Bakanı)
Boris Pugo (İçişleri Bakanı)
Oleg Baklanov (Sovyet Savunma Konseyi Başkan Yrd.)
Vasily Starodubtsev, (Sovyet Çiftçi Birliği Başkanı)
Alexander Tizyakov (Devlet İşletmeleri ve Ağır Sanayi, Ulaştırma ve Haberleşme Derneği Başkanı)

19 Ağustos sabah 06’dan itibaren kilit noktaları radyo, televizyon ve basını kontrol altına alan darbeciler sabah 07’den itibaren radyo ve televizyonlardan bildiri yayınlayarak yönetimi Olağanüstü Hal Devlet Komitesinin ele aldığını duyurmaya başladı. Moskova sokaklarında zırhlı birlikler dolaşmaya başladı. Önemli politikacılar tutuklandı. Tutuklanacaklar listesinde Yeltsin’in de ismi yer alıyordu. Ancak bilinmeyen bir sebeple tutuklanmamıştı. Bu darbecilerin en büyük hatası olacaktı.

Yeltsin sabah 09’da Parlamento Binası önüne geldi ve darbenin kanun dışı olduğunu ilan eden bir bildiriyi okudu. Orduyu darbeye destek olmamaya çağırdı. Halkı da Gorbaçov’un halka hitap etmesine izin verilene kadar genel grev yapmaya davet etti. Yeltsin’e destek veren Moskova sakinleri Parlamento binası önünde toplanmaya ve bina etrafında barikatlar oluşturmaya başladı.

Olağanüstü Hal Devlet Komitesi Başkanı saat 16.00’da Moskova’da sıkıyönetim ilan etti. Saat 17.00’de düzenlediği basın toplantısında Gorbaçov’un hasta olduğunu ve iyileşmek için dinlenmesi gerektiğini söyledi.

Bu arada darbeciler tarafından parlamento binasını kuşatmakla görevlendirilen Tamanskaya Askeri Birliklerinin Komutanı Binbaşı Evdokimov Yeltsin tarafına geçti. Yeltsin tanklardan birinin üzerine çıkarak halkı darbeye karşı durmaya çağırdı. Onun bu görüntüsü devlet televizyonlarının akşam haberlerinde yer aldı.

Ertesi günü, yani 20 Ağustosta öğle üzeri Yanayev’in Moskova’ya askeri komutan olarak atadığı General Kalinin 20 Ağustos tarihinden itibaren geçerli olmak üzere Moskova’da sokağa çıkma yasağı ilan etti. Bu, parlamento binasına Beyaz Saray’a saldırının yakın olduğunun işareti olarak yorumlandı.

Beyaz Saray’ın çoğu silahsız savunucuları herhangi bir saldırıya karşı hazırlık yapmaya başladı. Evdokimov yönetiminde tanklar akşam Beyaz Saray’a konuşlandı. Beyaz Saray’ın savunmasını aynı zamanda parlamentoda milletvekili olan General Konstantin Kobets üstlendi.[6]

Bu arada 20 Ağustos’ta Marmaris’ten Ankara’ya dönen Özal MGK üyelerini olağanüstü toplantıya çağırdı. Toplantının tek gündem maddesi Sovyetler Birliği’ndeki darbe idi. Ankara bir ordu müdahalesiyle karşı karşıya kalan Sovyetler Birliği’nin iç savaşa sürüklenmesinden kaygı duyuyordu. Bir üst düzey dışişleri yetkilisi “Durum öylesine belirsizlik içinde ki, istikrar ve sükûn da büyük bir kargaşa da olabilir” dedi.

Milliyet gazetesine yorum yapan diplomatik gözlemciler Türkiye’nin SSCB ile coğrafi konumu ve diğer ilişkilerini dikkate alarak bu güçlü komşusuyla Batılılar arasında başlayabilecek yeni bir soğuk savaşa katılmama kararı alabileceğine işaret ediyorlardı.[7]

Moskova’da ortam öğleden sonra iyice gerginleşmişti. Olağanüstü Hal Devlet Komitesi parlamentoya saldırı kararı aldı. Bunun için çeşitli birlikler ve emniyet güçlerine hazırlık yapmaları emri verildi. Saldırı gece yarısı geçtikten sonra 21 Ağustosta saat 02’de gerçekleşecekti. Ancak ordunun bazı generalleri ise çoktan parlamento binasını savunanlar tarafında yer almıştı. Onlar aynı zamanda saldırı hazırlığı yapan komutanlara çok kan döküleceği uyarısında bulunarak saldırıdan vazgeçmelerini tavsiye ediyorlardı. Saldırı saati geldiğinde bazı ordu birliklerinin saldırı emrine itaat etmediği görüldü. Bunun üzerine Savunma Bakanı Yazov orduya şehirden çekilme emri vermek zorunda kaldı.

Sabah saat 08’den itibaren ordu birlikleri Moskova’dan çekildi. Savunma Bakanlığında toplanan darbeciler şaşkındı ve ne yapacaklarını bilmez bir haldeydiler. Darbecilerin bir kısmı Kırım’a giderek Gorbaçov ile görüşme kararı aldılar. Ancak Gorbaçov onlarla görüşmeyi reddetti. Moskova ile iletişim bağlantıları tekrar kurulan Gorbaçov Olağanüstü Hal Devlet Komitesi’nin aldığı tüm kararları geçersiz saydı, darbecilerin hepsinin görevlerinden azledildiğini bildirdi. Bu arada SSCB baş savcısı darbecileri hakkında soruşturma başlattı.

22 Ağustos sabah saatlerinde darbeciler tutuklanmaya başladı. Tüm darbeciler birkaç gün içinde ele geçirilerek tutuklanırken, İçişleri Bakanı Pugo karısıyla birlikte intihar ediyordu.

Darbeciler yıl sonuna kadar tutuklu kaldıktan sonra, tutuksuz yargılanmak üzere serbeste bırakıldı. Rusya Yüksek Mahkemesi Askeri Bölümü 14 Nisan 1993’te Olağanüstü Hal Devlet Komitesi üyeleri ve onlara yardımcı olan yüksek düzey kamu görevlilerinden oluşan toplam 12 kişiyi iktidarı ele geçirmeye çalışarak vatana ihanet etmekle yargılama kararı aldı.[8] Bu karar doğrultusunda duruşma 14 Nisan 1993’te başladı. Ancak, 23 Şubat 1994’te Rusya Parlamentosu aldığı af kararıyla tüm darbeciler ve işbirlikçilerinin serbest kalmasını sağladı.[9]

22 Ağustos 1991’de darbenin başarısızlığa uğratılmasından sonra Özal Gorbaçov ve Yeltsin’e birer kutlama mesajı gönderdi. Özal’ın Yeltsin’e hitaben yazdığı kutlama mesajında şu sözler yer aldı: “Demokrasinin temelinde yatan insana saygıyı ve hukukun üstünlüğünü somut bir gerçeklik haline getiren ve içinde yaşadığımız barış, demokrasi ve dayanışma döneminin geri döndürülemez bir süreç olduğunu kanıtlayan büyük cesaretinizi, tarih en şerefli sayfalarından birinde kaydedecektir. Şahsım ve Türk halkı adına tarihi başarınızı en kalbi hislerimle kutlarım.” Ayrıca Özal Yeltsin’i Türkiye’ye davet etti.[10]

Bu arada Milliyet gazetesi ilginç bir ankete yer verdi. 12 Eylülün yıldönümünde yapılan ankette Türkiye’de bir darbe olması halinde Sovyetler Birliği’nde Boris Yeltsin’in yaptığı gibi buna kim karşı çıkar” sorusuna denekler Ecevit’ten sonra ikinci isim Özal’ın adı verdiler. 21-40 yaş arasındaki denekler Boris Yeltsin rolünü ilk sırada % 27,6 ile Ecevit’e verdiler. İkinci sırayı % 17.5 ile Özal, daha sonra % 11.1 Mesut Yılmaz, % 7.5 SHP Genel Başkanı Erdal İnönü ve % 7.3 ile Demirel yer aldı.[11]

Gorbaçov Özal’a darbe sırasında takındığı tavır için teşekkür etti. Kremlin’deki bir kokteylde bu konudaki teşekkürünü Türkiye Moskova Büyükelçisi Volkan Vural’a ileterek “Sayın Özal bizdeki darbe girişimi sonrasında Başkan Bush’u aramış ve darbeye karşı tavır alınması gerektiğini söylemiş, sonradan öğrendim… Bundan duyduğum memnuniyeti anlatamam size… sanıyorum, bu tavır bizim ileride ikili ilişkilerimizi önemli ölçüde etkileyecektir” dedi.[12]

KAYNAKLAR:

[1] Milliyet, 20.08.1991.
[2] Milliyet, 20.08.1991.
[3] Milliyet, 20.08.1991.
[4] Milliyet, 21.08.1991.
[5] Barçın Yinanç, Karadeniz Projesi Ne Olacak? Milliyet, 21.08.1991.
[6] Fahir Armaoğlu, 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi, İstanbul, 2010, s. 1127-1129;1991 Soviet coup d’état attempt, http://en.wikipedia.org/wiki/1991_Soviet_coup_d%27%C3%A9tat_attempt, Erişim, 30 Mart 2012.
[7] Nilüfer Yalçın, MGK’nın Gündemi Gorbaçov’a Darbe, Milliyet, 21.08.1991.
[8] Will Englund, Defeated Soviet Coup Plotters to Stand Trial For Treason, Baltimore Sun, 27.01.1993.
[9] 1991 Soviet coup d’état attempt, http://en.wikipedia.org/wiki/1991_Soviet_coup_d%27%C3%A9tat_attempt, Erişim, 30 Mart 2012.
[10] Milliyet, 23.08.1991.
[11] Milliyet, 15.09.1991.
[12] Yalçın Doğan, Gorbaçov’dan Özal’a Mesaj, Milliyet, 20.09.1991.

Bu makale Turgut Özal ve Türk Dünyası (1983-1993 Türkiye-Türk Cumhuriyetleri İlişkiler) kitabımızın 109-116 sayfaları arasında yer alan “Moskova’da 1991 Darbe Girişimi” adlı bölümünden yararlanarak hazırlanmıştır.

Prof. Dr. Abdulvahap Kara

Turgut Ozal1

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published / Required fields are marked *