TÜRK TÜRK DEĞİLDİR, HAKİKİ TÜRK DOMBIRADIR

19 Şubatta Arena Stadyumu’nda Adalet ve Kalkınma Partisi bu seneki seçim müziği olarak Türkiye’de 3-4 seneden beri Türk halkının gönlünde taht kurmuş olan Nogay asıllı müzisyen Arslanbek Sultanbekov’un “Dombıra” isimli şarkısını ilan etti. Bu şarkının seçim müziği ilan edilmesinin ardından Türkiye’de seçimin gündemine “Dombıra” otırdı. Bu şarkının iktidar partisi tarafından neden seçim müziği yapıldığı konusu hararetli tartışmalara sebep oldu. Çünkü “Dombıra” şarkısına metin yazan ve seçim müziği olarak uyarlayan ozan Uğur Işılak orijinal şarkının bestekarı Arslanbek Sultanbekov’dan izin almamıştı. İşte bundan dolayı iktidar partisi seçim müziğinin yasal olmadığı konusunda muhalefet partileri ve bazı basın organlarının eleştiri oklarına hedef oldu.

Seçim müziğinin uyarlayıcısı Işılak niçin şarkıya izin almadığı konusunda hususundaki sorulara verdiği cevapta “Dombıra” şarkı müziğinin Sultanbekov’un bestesi olduğunu bilmediğini, onun anonim bir ezgi olduğunu sandığını, eğer Sultanbekov onun kendi müziği olduğunu ispatlarsa telifini ödeyerek anlaşmaya hazır olduğunu söyledi.

Sultanbekov ise dombıra şarkısını Türk dünyası için bestelediğini, bu yüzden de onun herhangi bir partiye mal olmasını istemediğini, bundan dolayı kendisinin izni olmadan müziğini kullanan ozan Işılak’ı mahkemeye vereceğini söyledi.

Bu mesele sadece bestekarlar arasında değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletvekilleri arasında da tartışmalara sebep oldu. Milliyetçi Hareket Partisi milletvekili Sinan Oğan iktidar partisini dombıra şarkısını seçim müziği olarak kullanmasının yersiz ve hakkaniyetsiz olduğunu söyleyerek eleştirdi.

İşte tüm bu tartışmalar Türkiye’de çok fazla bilinmeyen dombırayı seçim gündeminin hararetli konularından biri haline getirdi. Toplum tarafından “Dombıra dediğimiz çalgı nedir? Onun Kazaklar için nasıl bir önemi vardır? Türk kültürüne yakınlığı nedir?” gibi sorulara cevaplar aranmaya başladı. Dombıra şarkısı seçim müziği ilan edildikten iki gün sonra İstanbul’daki Kazak Türkleri Vakfı’na televizyon kanallarından dombıra konusunda bilgi isteyen talepler gelmeye başladı.

Kazak Türkleri Vakfı Başkanı Fazıl Toplu bu taleplere cevap vermek amacıyla “Dombıra” şarkısını icra etmeleri için Türkiye Kazakları sanatçılarından Beşir Ahmet Köse ve Talha Gezer’e, dombıra çalgısı konusunda bilgi vermek üzere de bize yardımcı olunması konusunda ricada bulundu. Böylece 21 Şubat günü sabah saat 10.00’da Kazak Türkleri Vakfı‘na ilk gelen Habertürk televizyon kanalı oldu. Habertürk canlı yayında 10 dakikalık programla dombıra şarkısı ve tarihi üzerine haber yaptı. Ardından dört – beş televizyon kanalı daha Zeytinburnu’ndaki Kazak Türkleri Vakfı binasına gelerek çekimler yaptı. Akşamında Habertürk kanalında Veyis Ateş tarafından canlı sunulan “Televizyon Gazetesi” programına da konuk olduk.

Televizyon kanallarına verdiğimiz röportajlarda dombıranın tarihinin milattan önceki devirlerde yaşamış bilinen eski Türk toplumları olan Sakalar ve Hunlar dönemlerine kadar gittiğine vurgu yaptık. Elimizde mevcut en eski dombıranın ise 2008’de ise Kazakistan’ın önde gelen bilim adamlarından, Türkolog Prof. Dr. Karjavbay Sartkocaulı’nın arkeolojik çalışmaları neticesinde Moğolistan’da bir mağarada bulunan 1500 yıllık bir  dombıra olduğunu söyledik.

Bunun dışında dombıranın ortaya çıkışı ve gelişimi konusundaki Kazaklar arasında yaşayan sözlü efsanelere de değindik. Bunlardan biri Cengiz Han ile ilgilidir. Efsaneye göre, Cengiz Han’ın büyük oğlu Cuci bir sürek avında yaralanır ve ölür. Oğlundan habersiz kalan Cengiz Han oğlunu aramalarını, sağ olarak bulup getirmelerini emreder. Ancak, kim oğlunun ölüm haberini getirirse, onun boğazına erimiş kurşun döküp cezalandıracağını söyler. Bundan dolayı kimse hana oğlunun öldüğünü söylemeye cesaret edemez. En sonunda Kerbuğa isimli bir ozan “bunu hana ben söyleyeceğim” der ve hanın huzuruna çıkar. Hanın karşısında dombırasıyla acıklı bir ezgi çalar. Ezgideki matem havasını sezen Cengiz Han birden ayağa kalkar ve “bana oğlumun öldüğünü mü söylemek istiyorsun?” diye sorar. Ozan buna “evet” diye karşılık verince, Cengiz Han sinirlenir ve “tez bunu yakalayıp boğazına erimiş kurşun dökün” diye emreder. Ancak ozan Kerbuğa “Hanım ben değil, dombıra söyledi. Kurşunu onun boğazına dökün” der. Bunun üzerine dombıraya kızgın kurşun dökülür. Bugün dombıranın ortasında gördüğümüz delik işte bu dökülen kurşunun deliğidir der Kazak efsanesi.

Bir diğer efsane ise dombıranın ortaya çıkışı ile alakalıdır. Musiki araştırmacısı Akselev Seydimbek’in “Çift Tel Efsanesi” isimli makalesine göre, çok eski devirlerde bir genç bir dağda avladığı geyiğin derisini yüzdükten, işkembe ve bağırsaklarını boşalttıktan sonra etlerini alıp evine döner. Aradan aylar geçtikten sonra, avcı aynı yere tekrar gelir, burada kulağına vızıltı gibi sesler gelir. Dikkatle etrafına baktığında, birkaç ay önce vurduğu maralın bağırsaklarının akbaba gibi leş yiyici kuşlar tarafından yendiğini, arta kalanlarının ağaç dallarına takılı kalmış olduğunu görür. Vızıltı gibi ses dala takılıp kurumuş bir çift bağırsaktan gelmekteydi. Rüzgâr estikçe, dallara gerili bir bicimde takılmış olan bağırsaklardan farklı farklı ve hoş sesler geliyordu. Avcı gence bağırsaklar dile gelmiş gibi görünür ve daldan bu bir çift kurumuş bağırsağı alıp eve getirir ve tahtadan yaptığı bir alete takar. Bağırsaklara parmaklarıyla vurdukça ağaç dallarındaki gibi hoş sesler çıkarır. Bu sadece gencin değil, onu dinleyen herkesin hoşuna gider. Böylece dombıra herkesin sevdiği bir musiki aletine dönüşür. Günümüzde de bazı yerlerde Kazaklar dobranın tellerini hala kurutulmuş koyun bağırsaklarından yaparlar.

Dede Korkut hikayelerinde sıklıkla geçen kopuzun da dombıra olması ihtimal dahilindedir. Çünkü Dede Korkut’un yaşadığı dönemde Oğuzların, bugünkü Kırgızların “komuz” dedikleri gibi, dombıraya kopuz demeleri mümkündür.

Sonuç olarak, bir siyasi partinin Sultanbekov’un “dombıra” şarkısını seçim müziği olarak belirlemesi bir tesadüf değildir. Çünkü bu şarkıyı dinleyenlerin heyecanlandığı ve tekrar tekrar dinlemek istediği görülmektedir. Bu yüzden bu şarkının seçmenler üzerinde olumlu bir etki yapacağı muhakkaktır. Bundan dolayı da muhalefet partileri bu şarkının seçimlerde kullanılmasına karşı çıkmaktadır.

Bizim düşüncemize göre, Türklerin genlerinde dombıra musikisine yatkınlık vardır. Çünkü tüm Türk halklarının saz enstrümanlarının atası dombıradır. Mesela bugün Türkiye’de saz veya bağlama olarak adlandırılan milli çalgının atasının da dombıra olduğunu söyleyebiliriz. Bir zamanlar Türklerin Orta Asya’dan yanlarında birlikte getirdikleri dombıraları Anadolu’ya yerleştikten sonra Avrupa müzik kültürleriyle karışarak gelişmiş ve değişerek bugünkü şeklini almıştır.

Öyle anlaşılıyor ki, bu sene Türkiye’deki yerel seçimler özel bir atmosferde geçecektir. Seçim kampanyaları başlar başlamaz Kazakların milli çalgısı dombıra seçim tartışmalarının odağında yer aldı. Şimdi bu yoğun tartışmalardan dolayı Türkiye’de herkes dombıra konusunda bilgi sahibi oldu; Sultanbekov’un şarkısı daha çok tanındı ve daha çok sevildi. Bu sebeple “Kazak Kazak değildir, hakiki Kazak dombıradır” şeklindeki meşhur Kazak deyişinin 30 Mart yerel seçimlerinden sonra “Türk Türk değildir, hakiki Türk dombıradır” şeklinde tüm Türkleri kapsayacak bir anlam kazanması şaşırtıcı olmayacaktır.

Abdulvahap Kara

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published / Required fields are marked *