İSTANBUL’DA KARDEŞ DERGİLER KURULTAYINDAN İZLENİMLER

15 Aralık 2007 Cumartesi günü İstanbul tarihi günlerden birine tanıklık etti. Eski Sovyet Türk Cumhuriyetleri’nin bağımsızlığına kavuşmasının üzerinden 16 yıl gibi azımsanmayacak bir zaman dilimi geçmesine rağmen, Türk Dünyası Edebiyat Dergileri yayın yönetmenleri ve temsilcileri ilk defa bu tarihi günde bir araya geldi.

Doğrusu böyle bir toplantıya katılırken heyecanlandım. Çok mutlu oldum. Evet siyaset adamları, devlet başkanları 16 yılda bir çok kere bir araya geldiler. Mesela, geçen sene Antalya’da Türk Cumhuriyetleri Devlet Başkanları Zirve Toplantısı’nın 8’incisi, bu sene Bakü’de Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İş-birliği Kurultayları’nın 11’incisi gerçekleştirildi. Ama Cumartesi gününe kadar Türk Dünyası Edebiyat Dergilerinin kurultayını düzenlemek kimsenin aklına gelmemişti. Bu müstesna toplantıyı düzenleyen Avrasya Yazarlar Birliği’nin Başkanı sayın Yakup Deliömeroğlu’nun şahsında emeği geçen herkesi kutluyor ve teşekkürlerimi sunuyorum.

I. Türk Dünyası Edebiyat Dergileri Kurultayı çalışmalarına baştan sona kadar katıldım. Kurultayda hem genel olarak dergi yayıncılığının önemi ve sorunları ve hem de özel olarak Türk edebiyatına yönelik dergilerin meseleleri ele alındı. Toplantıda en batıda Makedonya’dan en doğuda Kazakistan’a kadar Türk dünyasının on ülkesinden edebiyat dergiciliğinin çilesini ve hazzını tatmış ve yaşamış olan insanların kendi ağızlarından meselelerini dinledik. Toplantı salonunda, böylesine önemli bir  toplantı gerçekleşmekte olmasına rağmen, kalabalık bir dinleyici grubu yoktu. Kurultayın katılımcıları dışında bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda dinleyici vardı. Acaba aydınlarımız ve edebiyatçılarımız bu konuya kayıtsız mı kalmışlardı? Yoksa Avrasya Yazarlar Birliği duyurularını etkili bir biçimde yapamamış mıydı?


KAZAK TÜRKÇESİ ÖRNEĞİNDE TÜRK DİLİNİN ZENGİNLİKLERİNDEN BİRİ AKRABA İSİMLERİ

Güzel Türkçemizin paha biçilmez hazinelerinden birini akraba isimleri teşkil etmektedir. Dilimiz, bu konuda hiç bir dilde olmayan bir zenginliğe sahiptir. Çünkü, Türkler, akrabalık ilişkilerine tarih boyunca önem vermişlerdir. Bu durum günümüzde de devam etmektedir. Akraba dayanışmasının örneklerini toplumsal hayatta sık sık görmek mümkündür. Türk milletinin bu özelliği, doğal olarak, diline de yansımıştır.

Türklerde en uzak akrabalar için isimler türetilmişken, bazı toplumlarının dilinde bir insanın en yakın akrabaları sayılan dede ve nine için bile özel kelimeler türetilmediğini söyleyebiliriz. Bunlar için büyükbaba ve büyükanne gibi birleşik kelimelerin kullanıldığını görüyoruz. Bu konuda üzüntü verici olan güzel Türkçemizde dede ve nine gibi güzel isimler dururken, onların yerine Batı dillerinin etkisinde kalarak büyükbaba ve büyükanne gibi kelimelerin kullanımının gün geçtikçe yaygınlaşmasıdır. Bu, maalesef, kendimizde var olan altınların kıymetinin farkına varmadan başkalarının bakırlarına özenti içinde olmamızın somut örneklerinden birisini teşkil etmektedir.


KAZAK TÜRKLERİNDE NASREDDİN HOCA VE FIKRALARI

Kazak Türkleri arasında pek çok kimse Nasreddin Hoca’nın Akşehirli olduğunu bilmez. Onu Kazak coğrafyasının Çimkent, Almatı, Aktöbe, Kostanay, Semey veya Astana gibi herhangi bir şehrinde yaşamış Kazakların efsanevi kahramanlarından biri olduğunu zanneder.

Bu durum, elbette sadece, Kazaklar için geçerli değildir. Nasreddin Hoca, nasıl Kazakistan’da bir Kazak ise, Özbekistan’da Özbek, Türkmenistan’da Türkmen, Kırgızistan’da Kırgız ve Tataristan’da da bir Tatar gibi algılanılır. Onun fıkraları o kadar benimsenmiştir ki, kimse onun Anadolu doğup büyümüş bir şahsiyet olduğunu fark etmez bile.

İşte Nasreddin Hoca’yı benzersiz kılan da budur. Nasreddin Hoca bu yönüyle dünyada tektir. Başka bir deyişle, Nasreddin Hoca tüm Türk Dünyası’nın kendinden bilerek benimsediği ortak edebi şahsiyettir. Bu açıdan bakıldığında, Nasreddin Hoca’nın yaşadığı Akşehir’i de Türk Mizah Dünyası’nın başkenti olarak görebiliriz.


Kazak Atasozleri (Kril ve Latin Harfli)

ТАҢДАУЛЫ ҚАЗАҚ МАҚАЛ-МӘТЕЛДЕРІ

Жұздеген қазақ мақал-мәтелдері арасынан өте қызықты және мәнді дегендерді құрастырып қалын интернет көпшілігінің назарына ұсынып отырмыз. Мақал-мәтелдер бізге жол көрсететін маңызды мәдени мұраларымыз болып табылады. Әбдіуақап Қара, Тарих ғылымдарының докторы,

Стамбул

 

Ит – тойған жеріне,

Ер – туған жеріне.

 

Кісі елінде сұлтан болганша,

Өз елінде ұлтан бол.

 

Өз елім – өлең төсегім.

 


Divan-ı Lügat-it Türk’ü Bulan Ali Emiri Efendi, Ziya Gökalp ve Talat Paşa

Büyük dil bilgini `Kaşgarlı Mahmud`’un `Divan-ı Lügat-it Türk` isimli muazzam eseri, 1910’a kadar adi bilinen, fakat kendisi mechul bir eserdi. Diğer bir deyişle, o zamana değin, eserin sadece adı vardı, fakat kendisi ortada yoktu. Eser, bugün bütün dünyada biliniyor, hakkında makale, kitap yazılıyor ve üzerinde tartışmalar yapılıyorsa, bunu büyük kitap aşığı, ilim ve kültür sevdalısı `Ali Emiri Efendi`’ye borçluyuz. Ali Emiri Efendi, Kaşgarlı Mahmud tarafından 1072-1074 yıllarında Bagdat’ta Abbasi Halifesine sunulmak üzere yazılan bu muhteşem eseri, sahaflarda Divan-ı Lügat-it Türk olduğu bilinmeden satılırken, fark etmiş ve satın alarak Türk kültür hayatına kazandırmıştır. Bu sebeple, Ali Emiri Efendi’nin isminin, eserin yazarı Kaşgarlı Mahmud ile birlikte her zaman anılmayı hak ettiğine şüphe yoktur.

Bundan dolayı, Divan-ı Lügat it Türk ile ilgili toplantılarda kendisinden bahsetmenin bir vefa borcu olduğu muhakkaktır. Aslında, Ali Emiri’nin kitabı buluşu ve daha sonra yayınlatışı romanlara konu olacak güzellikte ve kültürün, kitabın önemini somut bir biçimde vurgulayacak olgulara haizdir. Ziya Gökalp ve Talat Paşa’nın kitabın yayınlanmasına yaptıkları tiyatral katkı ise çok ilginçtir. Ayrıca Ali Emiri Efendi’nin hayatı, kitaba verilen değerin ve kitap okumaya ayrılan zamanların bir hayli azaldığı günümüzde, sadece gençlere değil, hepimize kitap sevgisi konusunda, örnek teşkil edebilecek ögelere haizdir.


АТАҚТЫ АҚЫН АҚЫТ ҚАЖЫ

Ақын өлеңдерiнiң екi томдық жинағы таяуда Түркияда Кониа қаласында жарық көрдi. Оны баспаға философия ғылымдарының кандидаты Гүлнар Омарова дайындаған. Кiтапқа Ақыт қажының Түркиядағы қызы Мәстураның ұрпақтары демеушi болған. 1300 беттен тұратын екi томдыққа ақынның көптеген өлеңдерiне қоса өмiрбаяны және ғылыми қосымшалар да енген.

Ақыт Үлімжіұлы жинағы Түркияда кириллицамен баспа көріп отыр. Бұған дейін Моңғолияда, Қытайда және Қазақстанда ақынның еңбектері жарық көрген еді. Кітап Түркияда жарық көргенімен Қазақстанда тарату жоспарланған.

Ақыт қажы ХХ ғасырдың бас шенінде Қытай қазақтары ішінен шыққан ғұлама, тарихшы, ақын тәрбиеші, жаңашыл ойшыл, қоғам қайраткері. Оның шығармалары бір ғасыр бойы Шыңжаң, Моңғолия және Түркия қазақтары арасында құндылығын сақтады.