Mustafa Çokay’ın Bağımsızlık Mücadelesi Ve Fransa

•             16 Rue Bauyn de Perreuse (1923-1930)

•             48 Bis Rue Parmentier (1930 – 1933)

•             7 Square de la Fontain (1933-1969) Bu son evde, tabii Çokay 1941’de öldüğü için 1969’a kadar eşi Maria yaşadı.

Ben bu tespitleri yaptıktan sonra, kısa bir araştırma daha yaptım. Acaba Kazak tarihinin bu çok önemli simasını Nogent’da kimse biliyor muydu? Öncelikle Çokay’ın yaşadığı evlerdeki şimdiki sakinlerine sorduk. Maalesef kimse bilmiyordu. Sonra Nogent Belediyesi’ndeki bazı memurlara sorduk. Orada da bilen yoktu. Kısacası, Mustafa Çokay gibi büyük bir tarihi şahsiyet 20 yıl kadar yaşadığı yerde bilinmiyordu. Unutulmuştu. Bu da normaldir. Çünkü, aradan 60 yıl kadar uzun bir zaman geçmişti.

Bu, bizde Çokay anısına bir anıt dikilmesinin, onun Nogent’da tanınmasına vesile olacağı düşüncesini doğurdu. Bu teklifimizi Almatı’ya gittiğimizde, Dünya Kazakları Cemiyeti Başkanı Sayın Kaldarbek Naymanbayev’e ilettik. Naymanbayev bize bu konuda çok pratik bir yol gösterdi : « Siz, -dedi Naymanbayev-, bu düşüncenizi bir basın toplantısıyla gazetecilere söyleyin. Onlar yazsınlar. Sizin bu fikrinizi o zaman Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev başta olmak üzere tüm Kazakistan yetkilileri okuyacaktır. Eğer, fikriniz uygun görülürse, gereken yapılacaktır. »

Bu fikri hemen uygulamaya koydum ve bu konudaki düşüncelerim Kazakistan en önde gelen gazetesi Egemen Kazakistan’ın 9 Ocak 2001 tarihli nüshasında yayınlandı. Yaklaşık dokuz ay sonra, 18 Ekim 2001 tarihinde Kazakistan Başbakan Yardımcısı İymangaliy Tasmagambetov ve Kazakistan Paris Büyükelçisi Ekselansları Sayın Akmaral Arıstanbekova ve Nogent Sur Marne Belediye Başkanı Sayın Jacques Martin birlikte Square de la Fontain sokağının başına Çokay için bir anıt diktiler.

Biz öyle sanıyoruz ki, Mustafa Çokay gibi bir devlet büyüğünün, tarihi şahsiyetin Nogent’da yaşamış olması, Nogent’ın tarihine uluslararası bir özellik kazandırmaktadır. Ayrıca, bu durum, Nogent’ı Kazakistan’da özel bir konuma yükseltmektedir. Çokay’ın sağlığında da Nogent özel bir önem kazanmıştı. Çokay’ın evinde hep Türkistan’ın bağımsızlığı konuşulurdu. Onun için Pierre Renaudel ve Joseph Castagne gibi Fransız dostları Çokay’ı görmek için Nogent Sur Marne gidecekleri zaman, « Türkistan’ın geçici başkentine » gideceklerini söylüyorlardı. Yani, Çokay döneminde, Nogent Sur Marne « Türkistan’ın geçici başkenti » ünvanını kazanmıştı. Türkistan, yani Orta Asya bağımsızlığını kazandığı zaman Nogent Sur Marne’deki geçici başkent ebedi başkentine taşınacaktı. İşte bu yüzden, Nogent, Orta Asya halkları için Avrupa’nın diğer yerleşim birimlerine nazaran, özel bir öneme haizdir.

Şu anda Fransa’da 300-350 kadar Kazak ailesi yaşamaktadır. Bunların çoğunluğu Türkiye vatandaşıdır. Türkiye’den Avrupa’ya yapılan işçi göçleri arasında 1960’ların sonuna doğru Kazak aileler Fransa’ya, özellikle Paris’e yerleşmeye başladılar. Daha sonra Kazakistan’ın 1991 yılında bağımsızlığını kazanmasından sonra, Kazakistan’dan diplomat, tüccar, ilim adamları ve diğer mesleklerden insanlar da Fransa’ya geldiler. İşte bu açıdan, yani Kazakların Fransa’ya göç tarihi açısından baktığımızda, tarihte Fransa’ya ilk yerleşen Kazak’ın da Mustafa Çokay olduğunu görürüz. Daha 1921’de Fransa’ya gelerek yerleşmiştir.

Mustafa Çokay vatanı Bolşeviklerin hakimiyetine geçtikten sonra, zor günlerinde gelip yerleştiği Fransa’yı vatanı olarak gördü. O dönemde, Sovyet Rusya’dan bir çok mülteci Fransa’da yaşamaktaydı. 1917 Ekim Devrimi’nde Bolşeviklerin Rusya’da hakimiyeti ellerine almasından sonra, bir çok Rus demokrat aydını Batı’ya iltica etmişlerdi. Bunlar arasında Rusya’da Başbakanlık yapmış olan Aleksandr Kerensky, Bakanlık yapmış olan Paul Milyukov gibi önemli devlet adamları ve aydınlar da vardı. Rusya mültecilerinin sayısı yüzbinleri aşıyordu. Bunların Paris’te « Dni » ve « Posledniya Novosti » gibi Rusça yayınlanan yayın organları da vardı.

II. Dünya Savaşı patlak verdiğinde, tüm Rusya mültecileri Fransa’yı terk etmeye başladılar. Herkes Nazi işgalinden korkuyordu. Akın akın ABD’ine göç ediyorlardı. Arkadaşları Çokay’a da Fransa’yı terk ederek ABD’ine göç etmeyi teklif ettiler. Ancak, Çokay kabul etmedi. « Ben, -dedi Çokay-, Fransa’yı vatanım olarak kabul ediyorum. Beni zor günlerimde kabul etti. O yüzden zor gününde Fransa’yı terk etmeyeceğim. Fransız halkıyla birlikte tüm zorluklara katlanacağım. » Böylece Çokay Fransa’da kaldı. Çünkü, onun kalbinde Fransa’nın özel bir yeri vardı. Fransa onun için özgürlükler, eşitlikler ve kardeşlikler ülkesiydi.

7 Ocak 1890’da Kazakistan’ın Kızılorda şehrine bağlı Narşokı köyünde dünyaya gelen Mustafa Çokay Petersburg üniversitesinde hukuk tahsili yaptı. Petersburg’ta öğrencilik yıllarında siyasi çevrelerle yakın irtibatta oldu. Dönemin Kazak aydınları Alikhan Bökeyhanov, Mir Yakup Duvlatov ve Ahmet Baytursunov politikaya yetenekli gördükleri genç Çokay’ı her zaman desteklediler. Çokay, Rusya Devlet Duması’nda Müslüman Fraksiyonunda Büro görevlisi olarak hizmet etti. Kazak ve diğer Orta Asya Türk halklarının problemlerinin Rusya Duması’na taşınmasında önemli rol oynadı. Müslüman milletvekillerinin bu konularla ilgili Rusça rapor ve konuşmalarının hazırlanmasına yardımcı oldu.

1917 Şubat ihtilaliyle Rusya’da Çarlık yönetiminin son bulmasıyla, Rusya’nın demokrat politikacılarıyla Rusya’nın yeniden yapılanması çalışmalarına katıldı. Özellikle Orta Asya’da özerk cumhuriyetlerin kurma faaliyetlerinde önemli roller üstlendi. Orenburg’taki Kazak Alaş Orda Hükümeti’nde önemli bir isim haline gelirken, Hokand’da Türkistan Muhtariyeti’nin çalışmalarına etkin bir biçimde katıldı. Hatta Türkistan Muhtariyeti’nin Başbakanı görevini de yürüttü. Ancak, Lenin’in önderliğindeki Bolşevik Hükümeti, Orta Asya milli demokratik özerk cumhuriyetlerin ortaya çıkmasına izin vermedi. Şubat 1918 üstün Bolşevik kuvvetleri Türkistan Muhtariyeti’ni ve Kazak Alaş Hükümetleri’ni dağıttı. Bundan sonra, Mustafa Çokay üç yıl kadar Rusya içlerinde demokrat Rus aydın ve politikacılarıyla birlikte Bolşevik Hükümeti’ne karşı mücadele etti. Ancak, bu mücadele başarısız olunca, demokrat Rus aydınlarıyla birlikte Fransa’ya geçmek zorunda kaldı.

Fransa’da artık Çokay bir devlet adamından ziyade bir fikir adamıdır. Her platformda Bolşeviklerin anti demokratik bir hükümet olduğunu ve ülkesinin bağımsız bir devlet olmasını savundu. Bunun için iki önemli teşkilatla birlikte çalıştı. Bunlardan biri Promethee Birliği’dir. Burada Ukrayn, Gürcü, Belorus, Azerbaycan, Tatar, Özbek, Başkurt gibi Sovyet mahkumu milletlerin aydınlarıyla güç birliği yaptı. Teşkilatın Paris’te yayınlanan organı Prometheè dergisinde Çokay’ın Fransızca makaleleri sıklıkla yayınlandı. İkinci teşkilat Türkistan Milli Birliği’dir. Bu teşkilat da Orta Asya Halklarının aydınlarını bir çatı altında toplamaya çalıştı. Bu teşkilatın yayın organı « Yaş Türkistan » 1929-1939 yılları arasında 117 sayı Berlin’de Türkçe yayınlandı. Çokay’ın bundan başka üç kitabı yayınlamıştır.

•             Chez Les Soviets en Asie Centrale, Paris 1928.

•             Turkestan pod Vlast’yu Sovetov (K Kharakteristika Diktaturı Proletariata), Paris, 1935.

•             1917’nci Yıl Hatıra Parçaları, Yaş Türkistan Neşriyatı, Paris-Berlin, 1937.

Mustafa Çokay’ın ülkesinin bağımsızlığı yolundaki mücadelesi, Hitler’in yönetimindeki Almanya’nın saldırıları sonucunda ortaya çıkan II. Dünya Savaşı sebebiyle durdu. Arkadaşlarının çoğu Fransa’yı terk etmişti. Alman kuvvetleri de çok geçmeden, 14 Haziran 1940’ta Fransa’yı da işgal etmişti. Mustafa Çokay yalnızdı. Günleri evde radyodan savaşın gelişmelerini takip ederek veya kütüphanede tarih kitapları okuyarak geçiyordu.

Bir yıl sonra, Hitler, Haziran 1941’de Sovyetler Birliği’ne karşı savaş açtığı gün, Çokay’ın Nogent Sur Marne’de Square de la Fontain adresindeki evindeki sakin günleri de son buldu. Bir grup Nazi askeri eve gelerek Çokay’ı tutuklayarak önce Compiegne-Royallieu kampına aldılar. Burada 15 gün kadar kaldıktan sonra, Berlin’e götürdüler. Naziler, güçlü bir antisovyet olan Çokay’dan Sovyet Ordusu’nun gücü hakkında bilgi istediler. Fakat, Çokay onlara bilgi vermeyi reddetti. Sovyet Ordusuyla işi olmadığını, kendisini ancak vatanı Orta Asya’nın ilgilendirdiği, istenirse Orta Asya hakkında bilgi verebileceğini söyledi. Bundan sonra Çokay’a Nazi esir kamplarındaki esir Türkistanlı askerler gezdirildi. Naziler, bu esirlerden Türkistan Lejyonerleri adı altında yardımcı kıtalar oluşturmak istiyorlardı. Ancak, Çokay, Nazilerin ülkesine bağımsızlık vermeyeceklerini biliyordu. Onun düşüncesine göre, Naziler, Orta Asya’yı Bolşeviklerden daha kaba ve hızlı bir biçimde sömürecekti. Çünkü, Nazi ideolojisine göre, Kazak, Özbek, Türkmen, Kırgız ve Tatar gibi Orta Asya halkları « untermensch » yani insandan aşağı mahluk sayılıyordu.

Çokay, 19 Aralık 1941 günü, Çenstahov esir kampında iken, Nazi yetkililerinden Paris’teki evine dönmek üzere izin aldı. Paris’e dönüş yolunda Berlin’e geldiği sırada aniden hastalandı ve 27 Aralık 1941’de Victoria Krankenhaus’ta öldü. Mezarı Berlin’dedir. Nazi yetkilileri onun esir kamplarında mikrobunu kaptığı salgın tifo hastalığından öldüğünü ileri sürdüler. Ancak, eşi Maria ve bazı araştırmacılar onun Naziler tarafından zehirlenerek öldürüldüğü şüphesini taşımaktadırlar.

Bazı araştırmacılar, Kazakistan’ın hiç mücadele etmeden, Sovyetler Birliği’nin çökmesiyle kolayca bağımsız olduğunu ileri sürüyorlar. Hatta bazı araştırmacılar, Kazakların bağımsızlık ve hürriyet gibi kavramlara yabancı olduklarını, bağımsızlıkları için hiç mücadele etmediklerini ifade ediyorlar. Bunun doğru olmadığını Mustafa Çokay’ın hayatı ve mücadelesi ortaya koymaktadır. İşte bu açıdan Çokay, modern Kazak tarihi için önemli bir şahsiyettir. Çokay bu mücadelesini uygun ortamı sadece Fransa’da bulabildi. Burada 20 yıl yaşadı. Bunun 18 yılı Nogent Sur Marne’de geçti. Bu sebeple, Bağımsız Kazakistan’ın tarihinde Fransa’nın, özellikle de Nogent Sur Marne’nin her zaman özel bir yeri olacaktır.

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published / Required fields are marked *