SOVYET DÖNEMİNDE TÜRK CUMHURİYETLERİ EDEBİYATINDA BAYMİRZA HAYİT KARAKTERİ

9-10 Ekim 2017’de İstanbul’da gerçekleşen Uluslararası Baymirza Hayit Sempozyumunda Prof. Dr. Tursun Jurtbay bu başlıkta ilginç bir tebliğ sundu. Tebliği özetleyerek sunuyorum:

Prof. Dr. Tursun Jurtbay

Prof. Dr. Tursun Jurtbay: Tebliğime bir soruyla başlamak istiyorum. Sovyetler Birliği’ni yıkan güç neydi? Sovyetler Birliği’ni yıkan güç silah değildi. Onu yıkan güç, milli ruhtu. Peki, ideolojik yasak ve kısıtlamaların olduğu SSCB’de milli ruhu halka kim getirdi? Bu sorunun cevabı ise edebiyat ve sanattır. Tüm yasak ve kontrollere rağmen gerçekler edebiyat ve sanat eserlerinde sansüründen kurtularak ustaca dile getirilmiştir. Tarihi gerçekleri eserlerinde dilek getirenlerden birisi de Baymirza Hayit’tir.

Roman ve hikâye gibi edebi eserlerin gücü gerçeklikleri tüm kitlelere yaymasındadır. Böyle eserleri herkes okur ve böylece toplumda tarihi bilinç oluşur. Öte yandan edebiyatta çelişkilerin mevcut olduğunu da unutmamalıyız. Özellikle sosyalist realizm açısından yazılan romanlarda bu çelişkiler daha da belirgindir. Mesela Sovyet dönemindeki bazı romanlarda Bolşevik ve Basmacı çelişkisi işlenir. Burada bolşevikler iyi, basmacılar kötüdür. Basmacılar köy basar, halka zulüm yapar, talan ve gasp yapar. Tabii ki romanın sonunda bolşevikler üstün gelip halkı bu “zalimlerin” elinden kurtarır. Böyle romanlardan birisi KGB Subayı Serik Şakibayev’in “Büyük Türkistan’ın Çöküşü” isimli romandır. Ben bu romanı okuduğumda 6 yaşındaydım.

 

Roman Mustafa Çokay, Veli Kayyum Han, Baymirza Hayit ve Hasan Kaygın gibi Türkistan’ın bağımsızlığını savunan tarihi şahsiyetleri konu etmektedir. Romanda bunlar birer hain olarak gösterilir.  Ancak romanda geçen diyaloglardan onların Türk Birliği ve Türkistan’ın bağımsızlığı için mücadele ettikleri anlaşılmaktadır.  1969’da öğrencilik yıllarımızda romanda geçen bu konuları tartışma konusu yapardık. Hatta bu tartışmaların etkisiyle Kazakları Kurtarma Teşkilatı’nı kurmuştuk.  Yine böyle tartışmalardan birini 1970’de Lenin’in 100. doğum yıldönümü vesilesiyle yapılan bir toplantıda da gerçekleştirdik. O zamanlar 18-20 yaşlarında idik.   Bu tartışmalarda Sovyetler Birliği’nin Eninde sonunda çökeceğini inanıyorduk.  Bu görüşlerin etkisinde 1978’de Toprak Beşik isimli romanımı yazdım.  Roman 1989’da Rusça’ya da çevrildi. Baymirza Hayit ve arkadaşlarının verdiği ruhla 1986’da Almatı’da Sovyetler Birliği’nin sonunun başlangıcı olan Kazak gençlerinin isyanı patlak verdi. Nihayet 42 – 43 yaşlarına geldiğimizde 1991 senesinde bağımsızlığı yaşadık.

Sovyet döneminde olumsuz karakterlerin ağzından milli meseleleri dile getirmek milli ruhu olan birçok yazarın kullandığı bir metottu.  Bunu sadece Kazak yazarlar değil, Özbek, Türkmen ve Kırgız gibi Sovyet Türk cumhuriyetlerindeki birçok yazar kullanmaktaydı. Bu yazarlar olumsuz karakterler aracılığıyla milli meseleleri dile getirmekteydi.

Ancak bu durum zamanla Komünist Partisi’nin dikkatini çekti.  1978 senesinde Komünist Partisi edebi eleştiriler konusunda bir karar aldı.  Bu kararda Türkistan, İslam ve hürriyet gibi konularda roman ve hikaye eleştirisi yapılmasını yasakladı.

Bağımsızlıktan sonra 1995-96 yıllarında Türkiye ve Avrupa ülkelerine yaptığımız seyahatlerde Halife Altay, Hasan Oraltay ve Baymirza Hayit gibi yazar ve bilim adamları ile görüşme fırsatımız oldu.

 

Bu görüşmelerden birinde Baymirza Hayit’e “Sovyet edebiyatında özellikle Büyük Türkistan’ın Çöküşü isimli romanda kendi karakterinizi okudunuz mu?” diye sordum. Baymirza Hayit “O romanı da, başkalarını da okudum. KGB’nin emirleriyle bunlar yazılmış. O dönemin şartları yazarlara bu eserleri yazdırmış. Biz de o dönemde onlara cevap yazdık.  Onlar bizi olumsuz karakter olarak romanlarında tasvir etmiş olsalar da, fikirlerimizi halka ulaştırdıkları için teşekkür ediyorum” dedi.

74 yıllık Sovyet döneminde yazılan romanlardaki olumsuz figürleri dikkatle incelemeliyiz. Bazen milli ruh taşıyan bir yazar bir çift lafını okuyucuya iletebilmek için yüzlerce sayfa roman kaleme almaktaydı.  Olumsuz karakterler ağzıyla ifade edilen görüşler aslında yazarın anlatmak isteği düşüncesiydi.  Bu yöntemi kullanan usta yazarlardan birisi Cengiz Aytmatov’tur.  Onların romanlarında sosyalistler ve komünistler meth edilir ve birden karşımıza olumsuz figürler çıktığında şaşırtıcı olurdu. Bu, Sovyet dönemi Türk Cumhuriyetleri edebiyatlarında dikkatle incelenmesi gereken bir edebi teorik meseledir.  Bu meseleyi dikkate almadan, 74 yıllık Sovyet Türk edebiyatını tam anlayamayız.