Kazakistan Açısından Türk Birliği, Avrasyacılık ve Orta Asya Birliği

[code language=”css”] [/code]

Bu sebeple birleşme geleceğe ait bir konu, fakat birleşmenin gerekliliği anlaşılmaya başlamış gibidir. Bu da bir gelişme sayılır. Çünkü, herhangi bir siyasi ve başka bir birlik kurulmadan önce, böyle önşartlar olmalıdır. Türk dünyası fikri hoşumuza gitmekle birlikte, bu konuda herhangi bir neticeye ulaştığımızı söyleyemem.

Devlet başkanları seviyesinde büyük bir sıçrama var. Artık ülkelerin aydınları, gençleri bu konuya sahip çıkmalı ve daha ileriye taşımalıdır. Bu husus devamlı surette gündemde tutulmalıdır. Önce kültürel ve tarihi konularda somut projeleri hayata geçirirsek, yeni nesillerde türklük bilincinin oluşmasını sağlayabiliriz. Fakat bir toplumsal şuurun oluşması için daha çok çalışmalar yapılması gerektiğine inanıyorum. Çünkü günümüzde bu konuyu çok az bir grup gündeme getirmektedir. Türk devletlerinin siyasi birliğinin kurulması için geniş ufuklu bir bakış açısı oluşturulmalıdır.

– Avrasya kıtasının kültürü Slav ve Türk gibi iki milletin bileşkesidir diye bugünlere kadar geldik. Son zamanlarda Avrasya Birliği fikri tekrar canlandı, Avrasya kültürü denilene yeni anlamlar yükleyenler var. Bu kavramda hangi kültür daha baskındır?

-Hiçbir kültür baskın değildir. Gerçeği söylemek gerekirse, herhangi bir faaliyette, siyaset bilimcilerinin kongrelerini düzenlediğimde de “Avrasyacılık” kavramını eklemeyi uygun görürdüm. Bununla, Avrasya gibi büyük bir kıtanın ismiyle Kazakistan’ı geniş çaplı tanıtmayı amaçlıyordum. Fakat son zamanlarda bu kavramı ulu orta kullanmamaya itina gösteriyorum. Çünkü bazen bu “Avrasyacılık” kavramının altında “Rusyalılık” düşüncesinin olduğu hissine kapılıyorum. Elbette, genel olarak “Avrasyacılık” doktrini doğru ve stratejik bir girişimdir. Fakat bunun içi her ülkede farklı bir şekilde dolduruluyor. Buna paralel olarak bu fikir ile herkes kendi etki alanını genişletmek istiyor. Bu yorumlar arasında bazen çelişkilerin olduğu da görülüyor. Belki bu alanda bizim de eksikliklerimiz olabilir. Bizde bir çok konuda entelektüel destek bulunmuyor. Dış dünyada olan önemli olaylar ve gelişmeleri değerlendirip analizler yapmaya pek meraklı değiliz. Aydınlar ve siyasi gözlemcilerimiz şimdi biz bahse konu ettiğimiz Türk Birliği ve Avrasyacılık gibi fikirleri tartışmıyor, yeni fikirlerle bunları geliştirip orijinal yorumlar getirmiyor. Öte yandan Rusya’da Avrasyacılık fikrinin bir çok farklı nüshaları bulunuyor. Her grubun bakış açısı farklı. Ayrıca onlar her fırsatta bir araya gelip tartışıyorlar, gün geçtikçe geliştiriyorlar, olgunlaştırıyorlar. Sonra doktrin haline getiriyorlar. Türkiye’de Türk Birliği fikrine çeşitli yorumlar getiriliyor. Bizde ise araştırmacılar ve aydınlar böyle büyük çaplı konulara ilgisiz mi, yoksa çapları yetersiz mi, sebep ne olursa olsun atıl durumdalar. Sadece bu konudaki fikirlere yorum getirmekle sınırlı kalıyoruz.

Şahsen kendim Türk Birliği ve Avrasyacılık’ın yanısıra Orta Asya Devletleri arasındaki işbirliğini de geliştirmeyi birlikte ele almayı düşünüyorum. Elbette, şu anda bölgedeki beş ülkenin birleşmesi için önşartlar oluşmamıştır. Hatta aralarında gerginlikler olmakta, sınırlarda adam öldürmeler meydana gelmektedir. Bu sebeple, şimdilik bu realist bir konu değildir. Günümüzde ondan uzaklaşıyor olsak da, yorulmadan, bıkmadan bu konuyu devamlı gündemde sıcak tutmalıyız. Bizim bugünkü fikirlerimiz ve yorumlarımız gelecek nesillerin birleşmesine hizmet edebilir. Bu bölgedeki ilişkileri arttırmak için gerekli ana temeller mevcuttur. Ortak dilimiz, dinimiz ve kültürümüz var. Yani, aydınlar ve akademisyenler böyle büyük fikirleri geliştirmeli ve menfaatlerimizi ortaya koyan doktrinler oluşturmalıdır…

– Toplumda Kazakistan dış politikada devamlı menfaatlerinden ödünler veriyor şeklinde yorumlar yapılıyor. Büyük çaplı girişimleri hayata geçirmekte olan bir Kazakistan var. Dört bir yanımızdan bize iştahla sokulan ülkelere rağmen çıkarlarımızı korumakta başarılı olabilecek miyiz?

– Böyle yorumlar AGİT’e dönem başkanlığı yaptığımızda da, Asya’da İşbirliği ve Güven Arttırıcı Önlemler Konferansı’nın zirve toplantısını gerçekleştirdiğimiz de yapıldı. Genelde, bizim Kazak toplumunda çevremizde meydana gelen olgular ve süreçlere küresel çapta bir bakış açısı yoktur. Toplumun genelini bir kenara koysak, aydınlar ve akademisyenler arasında da küresel çapta düşünenler yetersiz sayıdadır. Genç bir ülke oluşumuzdan mıdır, yoksa uzun yıllar sömürge yönetiminde ezilmişlikten midir, bilmiyorum ama sonuçta bu konuda sadece tutku değil, geniş çaplı bakış açısı da yeterli değildir. Tecrit edilmiş, kendi kendisiyle meşgul bir ülke gibiyiz. Sanki dış ülkelerin, hatta tüm dünyanın bize olan tesirini, etkisini hissetmiyor, kabul etmiyor gibiyiz.

Bu sebeple yukarıdaki gibi orijinal fikirler ürettiğimiz takdirde, ancak başka ülkeler tarafından bizim toplumumuz ve devletimizin sözü dinlenecektir. Cumhurbaşkanımız Nursultan Nazarbayev büyük uluslararası girişimlerle bizi yüksek seviyeli projeler ve fikirler üretmeye itiyor gibi geliyor bana. İlişkilerimiz geliştikçe, düşüncemiz ve bakış açımızı da geliştirme imkanımız artacaktır. Çünkü, keşmekeş bir dönemde devamlı küresel çapta faaliyetler içerisinde olmazsak eziliriz…

– Son sözlerinizi alayım.

– Kazak toplumuna şunu söylemek isterim. Orta Asya’da işbirliğini geliştirmek için temel şartların hepsi mevcuttur. Fakat zaman geçtikçe bundan uzaklaşıyoruz. Bizim halkımız Özbek ve Kırgızlardan ziyade Amerika’nın tarihi ile bugünkü hayatını daha iyi biliyor. Orta Asya tarihçilerinin kongresini gerçekleştirmek hep arzum olmuştur. Niçin? Çünkü, Özbek, Kırgız ve bizim tarih ders kitaplarımızda, ortak tarihlerimiz farklı farklı anlatılıyor. Bunları okuyarak yetişen nesiller nasıl birbirine yaklaşacaklar? Eskiden Çin’in ders kitaplarında Kazak topraklarını kendilerinin ait olarak gösterildiği söylenirdi. Onu bırakın, daha düne kadar aynı ortak tarihi geçmişe sahip olduğumuz komşu ülkelerin tarih kitaplarında ne yazdığını bir bakın. Bir zamanlar benim Kazakların Alaş meselesi (Çarlık Rusya’nın yıkılmasının ardından kurulan Alaş Kazak Milli Hükümeti’nden bahsediyor – A. K.) hakkında yazdıklarıma bir Özbek alimi şiddetle karşı çıkmıştı. Kavram ve anlayışların nasıl birbirinden uzaklaştığını buradan görebiliriz.

Jarkın Tüsipbekulı (Alaş Aynası Gazetesi – 11 Aralık 2012)

Kazak Türkçesinden bazı soruları atlayarak çeviren: Abdulvahap Kara

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published / Required fields are marked *