Türkiye – Kazakistan İlişkileri 20. Yılında Yeni Başarılara Doğru Yol Alıyor

Ayrıca Ankara ve Astana dış politikada da birbiri karşılıklı olarak desteklemektedir. Türkiye’nin, Asya’da İşbirliği ve Güven Artırıcı Tedbirleri Konferansı 2010-2012 yılları için dönem başkanlığını Kazakistan’dan devralması ve III. AİGK Zirvesi’nin 7-9 Haziran 2010 tarihleri arasında İstanbul’da başarılı bir şekilde düzenlenmesi bu işbirliğinin güzel örneğini teşkil etmektedir.

20 yıl önce bağımsızlığını ilan ederek uluslararası topluma katılan Kazakistan bir ülke için kısa sayılabilecek bu zaman zarfında bu toplumun saygın bir ülkesi konumuna yükselmeyi başarabilmiştir. Bunun en büyük göstergelerinden biri olarak Kazakistan’ın 2010 yılında AGİT dönem başkanlığı, 2011 yılındaki İslam İşbirliği Teşkilatındaki dönem başkanlığını gösterebiliriz.

Bu sene, yani 2012 yılında Kazakistan Güney Kore’nin başkenti Seul’de yapılacak Nükleer Güvenlik Zirve Toplantısını da damgasını vuracak gibidir. Dünyanın en büyük uranyum üretici olan ve nükleer silahların üretilmesine, kullanılmasına karşı olan önderlik eden Kazakistan’ın bu alanda elbette söyleyecek çok sözü de vardır.

Son yıllarda dünya birçok tehdit ve tehlikelerle karşı karşıya olduğu gözlemlenmektedir. Bunların başında nükleer silah tehlikesi  gelmektedir.  Özellikle 20. yüzyılın ortalarında ilk defa kitlesel imha silah olarak icat edilen atom bombası o zamandan beri artan bir şekilde yayılmaya başladı ve son yıllarda Türkiye’nin çevresinde bile kendini hissettirmeye başladı. İşin enteresan tarafı nükleer silah sahibi ülkeler bu silahı bir koz olarak kullanmaya çalışıyor, elinde olmayanlar ise ya elde etmeye çalışıyorlar veya elde etmeğe çalışmakla insanlığı tehdit etmek istiyorlar. Atom bombası icat edildikten sonra geçen çeyrek yüzyıllık süre içinde bu silahtan kendi iradesi ile vazgeçen ülke, bunun tek istisnası Kazakistan dışında, pek görülmüyor.

Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra bağımsızlığını kazanan Kazakistan, dünyada nükleer silahlarından kendi iradesi ile vazgeçen dünyada ilk ve tek ülke olarak tarihe geçti.

Kazakistan bağımsızlığını ilan ettiği 1991 yılında Sovyetler Birliği’nden devraldığı miras sayesinde dünyanın üçüncü nükleer silah gücüne sahip bir ülkeydi. Fakat Kazakistan kitlesel ölüm makinesi olan bu silahtan vazgeçmekte tereddüt etmedi. Çünkü, Sovyet döneminde atom silahlarının deneme poligonu Kazakistan’ın Semey bölgesindeydi. 1949 – 1989 yılları arasında burada yapılan yaklaşık 450 atom bombası denemesinden bölge halkı çok ıstırap çekti, halen de çekmeye devam ediyor. Dünyada hiçbir ülke savaşmadığı halde nükleer silahın acısını Kazakistan kadar çekmemiştir. Bu sebeple Kazakistan uluslararası alandaki itibarını ve gücünü insanlığın huzuru ve mutluluğu yolunda nükleersiz bir dünya için kullanmakta ve bu konuda birçok girişime de öncülük etmektedir.

Bu hususta son dönemlerde bazı girişimlerden bahsetmek gerekirse, Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev’in inisyatifi ile Kazakistan 2010 Eylül ayında Nükleer Teröre Karşı Uluslararası Konferansa ev sahipliği yaptı.  Yine 2010 yılında Washington’da Kazakistan tarafından Nükleerden Arındırılmış Dünya için bir deklarasyonun hazırlanması ve imzalanması için teklif verildi.

Günümüzde İran ile Batı dünyası arasında nükleer santral konusundaki tartışma dünya gündeminde yer almaktadır. Bu konuda çözüm için somut bir teklif Kazakistan tarafından verilmektedir. Bu teklif bir Uluslararası Nükleer Yakıt Bankasının kurulmasını öngörmektedir. Nükleer santraller için zenginleştirilmiş uranyum yakıtları Kazakistan’da bulundurulacak ve buradan tüm dünya ülkelerinin ihtiyacı temin edilecektir. Böylece, zenginleştirilmiş nükleer yakıt nükleersiz bir dünya için öncülük eden ve konuda güvenilir bir ülke olan Kazakistan’da bulundurulacak ve İran gibi nükleer santral kurmak isteyen devletler için de imkânlar kısıtlanmamış olacaktır. Bu dünya toplumu için huzur ve barış yolunda bir önemli bir adım olabilir. Çünkü tüm zenginleştirilmiş uranyum, yani nükleer yakıt kontrol edilebilir bir ülkede bulundurulacaktır. Böylece nükleer silah üretme tehdidi asgariye inmiş olacaktır. Kazakistan’ın bu teklifi, başta ABD olmak üzere, birçok ülke tarafından destek görmektedir.

26-27 Mart 2012 tarihinde Güney Kore’nin başkenti Seul’de yaklaşık 50 devlet başkanı veya başbakanın katılımıyla yapılacak Nükleer Güvenlik Zirve Toplantısında Kazakistan’ın bu son teklifinin de gündeme gelmesi ve bir sonuç alınması beklenmektedir.

Geçtiğimiz yıl bağımsızlığının 20 yılını kutlayan Kazakistan bu sene Türkiye ile ilişkilerinin 20. Yılını kutluyor. Kazakistan’ın uluslararası alanda saygın bir üye konumuna yükselmesinde Türkiye’nin destek ve katkıları büyüktür. Bu sebeple Kazakistan’ın başarısı – Türkiye’nin de başarısıdır dersek mübalağa etmiş sayılmayız.

 

Abdulvahap Kara

Önce Vatan Gazetesi, 25 Mart 2012

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published / Required fields are marked *