Anasayfa Yayınları Bildirileri KAZAK TÜRKLERİ’NDE KARTALLA AVCILIK
KAZAK TÜRKLERİ’NDE KARTALLA AVCILIK PDF Yazdır e-Posta
Perşembe, 08 Mart 2012 21:09

Kartalla avcılık Türklerin en eski avlanma şekillerinden biridir. Altı bin yıllık tarihi geçmişe sahip olduğu söylenmekle birlikte, biz onun tarihi izini kaynaklarda 2-3 bin yıl eskilere kadar takip edebilmekteyiz. Arkeologlar bununla ilgili petroglifleri, yani kaya resimlerini Kazakistan’ın “Tanbalı Tas” ve “Bayancürek” kaya resimleri arasında tespit etmiştir. Bunlarda, kartalla av avlayan avcıların resimleri bulunmaktadır.[1]

Biz bu tebliğimizde, kartalla avcılık konusunda, kartalın yakalanması, evcilleştirilmesi, eğitilmesi, bakılması, av gelenekleri, günümüzde Kazaklar arasında kartalla avcılık konuları ve Kazak Türkçesi’ndeki kartalla avcılık terimleri üzerinde duracağız.[2]

Kartalın yakalanması: Kazak Türkçesinde, kartalı yakalayıp eğiten ve avda kullanan avcılara kusbegi, yani kuşbeyi veya “bürkitçi” yani kartalcı derler. Genel olarak kuşbeyleri kartalı beş şekilde yakalayabilirler.

1. Doymuş kartalı yakalama: Yerde avını yakalayıp yemekte olan kartalın iyice doyması beklenir. Kartalın doyup uçmaya hazılandığı sırada, hızlı bir atla üzerine sürülerek kartal yakalanır. Doyan kartal bazen uçmakta gecikir ve yakalanır. Ancak bazen de avcıdan önce davranarak uçup kurtulur.

2. Döğüştürerek yakalama: Ehlileşmiş kartal ile yabani kartal her zaman birbirine düşmandır. Havada uçan yabani kartal görüldüğünde, evcil kartal döğüşmesi için salıverilir. İki kartal havada döğüşürler. Döğüşme esnasında iki kartal birbirlerine pençelerini batırarak sarmaş dolaş bir halde yere düşerler. Bu esnada yabani kartal yakalanır.

3. Ağla yakalama: Kartalların çok görüldüğü bölgeye ağla tuzak kurulur. Bunun için etrafı yere saplanmış sırıklar sayesinde ağla çevrilmiş u şeklindeki yere canlı veya derisi doldurulmuş tavşan veya tilki yem olarak konur. Havadan bu yemi gören kartal almak için son sürat süzüler dalış yaptığında ağa takılır. Böylece kartal yakalanır.

4. Yuvadan yavru alma: Kartallar genellikle dağlık arazilerde sarp kayalıkların girintilerine yuva yaparak yavrularlar. Böyle yuvalara kayaların üst kısmından ip sarkıtılarak inilir ve yavru alınır. Ancak bu çok tehlikeli bir yakalama şeklidir. Ana kartal genelde yuvası belli olmasın diye sabahın erken saatlerinde yuvadan ayrılır ve akşama doğru geri gelir. Yavrusunun alınmak üzere olduğu anda yuvaya dönerse, avcı için çok büyük tehlike yaratır. Bu durumda, kartalın saldırısından korunmak için avcılar yanlarında kalkana benzer bir korunma aracı da taşırlar.

5. Kapanla yakalama: Kartalla kapanla da yakalanır. Ancak çoğunlukla havyanın ayağı yaralandığı veya kırıldığı için bu yol tercih edilmez.[3]

Kartalın evcilleştirilmesi: Kuşbeyleri, yavru iken yakalanıp eğitilen kartallara “kolbala” yani elde büyütülen kartal ve yetişken iken yakalanıp eğitilen kartala ise “tüz kartalı” yani doğa kartalı derler.[4] Doğa kartalını eğitmek, yavru iken yakalanıp elde büyütülen kartalı eğitmekten daha zordur.[5]

Ayrıca, Kazak kuşbeyleri huy açısından kartalı “akbeyil” yani munis ve “kıngı” ters mizaçlı olarak ikiye ayırırlar. Akbeyil kuşlar sorun çıkarmadan insana çabuk alışırlar. Ters huylu kuşların ehlileştirilmesi ise uzun zaman alabilir.[6]

Yakalanan kartal “ırgak” denilen yerden biraz yüksekçe ucu bağlanarak gerilmiş ipe kondurulur[7] ve ip salıncak gibi devamlı sallandırılarak kuş birkaç gece uykusuz bırakılır. Çünkü, çok dayanıklı ve güçlü bir havyan olan kartalın uykusuzluğa dayanaksız bir hayvandır. Ayrıca gürültüden de rahatsız olur. Aynı zamanda kartalın yanında sabahlara kadar şarkılar söylenir veya çocuklara gürültü yaptırılır. Böylece hem kartal yorgun düşürülür ve hem de insanlara alışması sağlanır.[8]

Kuşu ırgakka koyduktan sonra, devamlı sallayıp uyutmamak gerekir. Uykusuzluktan iyice bitap düşen kuş ansızın yere düşer. Bundan sonra kartal uysallaşmaya başlar.[9] Kuşbekler, vahşi kartalı ehlileştirme sürecinde, onu davranma, vurmak, bağırmak gibi kötü davranışların doğru olmadığını söylemektedirler. Çünkü, kartal kinci bir hayvandır. Maruz kaldığı kötü davranışları unutmaz. Günün birinde intikam alabilir.[10] Nitekim, efsaneye göre, Naymanların Tölegetay isimli beyinin oğlu Kıtay’ı eğittiği kartalı saldırarak öldürmüştür.[11]

Yakalandığında tok olan kartalın eğitilmesi dikkat ister. Çünkü, tok hayvan kolaylıkla boyun eğmek istemez. Devamlı çırpınarak karşı koymak ister. Bu yüzden kuşun sindirim organlarının ezilmesi veya öfkeden ölmeleri mümkündür. Bu yüzden, tok hayvanın ehlileştirilmesine başlamadan önce ağzından öbek öbek buz veya kar verilerek iç organlarının ezilmesi önlenir. Veya, koltuk altlarına soğuk su püskürtülür.[12]

Kartalın yeme alıştırılması: İyice aç bırakılmış olan kartala bir parça et gösterilir. Başlangıçta hayvan eti yemekten çekinir. Bu durumda, hayvanın kanatlarına basarak ağzından zorla eti yedirmek gereklidir. Kuş ilk yemi yuttup nefeslendikten sonra kendiliğinden verilen etleri yemeye başlar. Et önce kuşun gagasına kadar yaklaştırılarak verilir. Daha sonra, et parçaları yavaş yavaş uzaklaşılarak yedirilir. Böylece kuş uzaktan yeme gelmeyi öğrenir.

Kartalın yemleri koyun, sığır ve özellikle yılkı etinden hazırlanır. Keçi eti ise kartala zararlı olduğu için verilmez. Av hayvanlarından dağ sıçanının eti kartal için ideal yemdir. Çünkü, onun kemiği kartalın midesinde erimektedir.[13]

Kartalın midesini temizleme: Bazen kartalın midesinde yenen etlerin parçaları ve hatta yün, kıl gibi şeyler kalır. Bunlar hazmedilmez. Bu da hayvana rahatsızlık verir. Bu gibi durumlarda hayvanın midesini temizlemek gereklidir. Bunun için at yelesi veya kamış püskülü gibi yumuşak şeyler ipe bağlanarak yutturulur. Böylece hayvanın midesinin dibindeki kalıntıları daha aşağılara inmesi sağlanır. Buna Kazak Türkçesi’nde kuşun “koyasını tüsirüv” denmektedir.[14]

Kuşu verilecek yem miktarı: Kuş da insan gibidir. Yiyecek yem miktarı cüssesinin büyüklüğü ile doğru orantılıdır. Bu yüzden bütün kartallara aynı miktarda yem verilmez. Tecrübeli kuşbeyleri hayvanı yemlerken devamlı surette kursağını elleriyle kontrol ederler. Kursağın çok olup şişerek gerilmemesine dikkat ederler. Diğer taraftan fazla doyurmamak isterken, kuşun kursağının yeterince dolmaması da iyi değildir. Çünkü, iyi beslenemeyen kartal zayıf ve halsiz olur. Bu da av esnasında performanısını düşürür. Kartallar iki günde bir belirlenen miktarda yemle beslenir.[15]

Kartalın tilki avı için eğitilmesi: Kuş iyice ehlileşip yeme gelmeye başladığında, avcılık eğitimine geçilir. Bunun için “şırğa” veya dalbay denilen sahte av hayvanları hazırlanır. Şırğa veya dalbay içi yün, saman vs. ile doldurulmuş tilki veya tavşan derisinden hazırlanmış bir nevi torbadır. Buna tilki kuyruğu da eklenir. Böylece uzaktan bakıldığında tilkiye benzer sahte av hazırlanmış olur. Uzun bir ipe bağlanan şırğayı bir kişi ata binerek sürükler. Buna “şırğa çekmek” denir. Kuşbeyi elinde kartalı olduğu halde atlı adamın geçeceği bir yerde durur ve kartalın tomagasını çıkarır. Aç olan kuş şırgayı görür görmez saldırır. Şırğaya konan kuş bir yem verilerek alınır. Böylece bu talimler devam eder. Kartal daha sonra ava çıkıldığında, şırğaya saldırdığı gibi tilkiye de saldıracaktır.[16] Bir kartal elli yaşına kadar yaşayabilirse de, kuşbeyleri bir kartalı en fazla on yıl ellerinde tutarlar ve sonra doğaya salıverirler. Çünkü bundan sonra, kartalın av becerisinin düştüğü görülür. İşte böylece bir kartal av için eğitilmiş olur. Görüldüğü gibi bu çok sabır ve sevgi isteyen bir iştir.

Kartalı yakaladığı tilkiden ayırmak: Kartal, yakaladığı avı kendi sahibinden bile kıskanarak vermek istemez. Bu hususta bir Kazak atasözü “it sahibi, kartal kendisi için avlanır” demektedir.[17] Bu yüzden avcı, kartalı avından ayırmak için ona toyat yani yem vermek zorundadır. Böylece hayvan bir yemle kandırılarak avı elinden alınır. Eğer avcı, hemen yetişmezse, kartal yakaladığı avı parçalamaya başlar ve avın derisine zarar verir. Bu yüzden kuşbeyleri kartalı avda kontrollü uçurmak zorundadırlar. Kendileri de avı görmedikçe, kartalı uçurmazlar. Uçurduktan sonra da avın peşinden son sürat atlarıyla koştururlar.[18] Kartalla avcılıkta en zevklisi tilki avıdır. Kazaklar “alpıs eki aylalı tilki” yani altmış iki hilesi olan tilkinin avının avcılar için çok eğlenceli olduğunu söylerler. Kartalın ava dalış şekilleri:

Yüksekte uçan kartal avını gördüğünde üç şekilde avının üstüne dalış yapabilir:

1.Şanşıla aluv: Yüksekten dikine avının üstüne gelme şeklidir. Kartal için tehlikeli bir saldırı şeklidir. Kaçmakta olan tilki son anda yana doğru kendi atarsa, kartal yere çakılabilir.

2. Sıpıra aluv: Kartalın av hayvının ardından hızlı bir biçimde yaklaşmasıdır. Bu da uçuş şeklinde de tilkinin kartalı çalı çırpıya takma tehlikesi vardır.

3. İlip aluv: Kartalın tilkinin üstüne gelerek sırtına pençesini batırması ve yüzü arkasına çeviren tilkinin burun kısmını diğer pençesiyle yakalamasıdır. Kartalın en emniyetle av şeklidir. Kuşbeyleri, kartalı avını bu şekilde yakalaması için eğitmeye çalışırlır.[19]

Kartalın dış görünüşünün özellikleri: Bir kartalın “kıran” yani iyi avcı olup olmadığı, yarış atı gibi, dış görünüşünden de belli olur. İyi kartallar genelde büyük başlı, gagası iri, gözleri çökük olur. Kanat tüyleri büyük, paçaları kızıl ve dilinin altında parmak büyüklüğünde siyah bir ben bulunur. Ayakları kalın ve pütürlüdür.[20] Avcılığıyla meşhur kartallar Kazakistan’da İle Dağları civarındaki Narınkol kartallarıdır. Cüssesi, gücü ve dış görünüy itibarıyla heybetlidirler.[21] Kartalın vucüt gelişimi iki yaşında tamamlanır. Bu sebeple, kartal iki yaşından itibaren avda verimli olmaya başlar.

Tazı ve kartalla avcılığın arasındaki farklar: Tazı tilkiyi kovalayarak yakalar. Eğer, yeterince hızlı değilse tilki kaçar. Fakat, kartal yükseklerden dalış yaparak avlandığı için tilkinin kurtulma şansı fazla değildir. Diğer taraftan tazıyla tilki avına giden avcının altında güçlü at olmalı ve avlanacak mekan da düzlük olmalıdır. Çünkü, tazı peşinden kovalıdığı tilkiyi yorarak yakalar. Bu yüzden tazının tilkiyi yakalaması uzun mesafade gerçekleşir. Dağlık ve engebeli arazide tazının tilkiyi yakalaması zordur.[22]

Kartalın en zor av baykuş: Kartal için avların içinde en belalısı baykuştur. Ancak çok güçlü kartallar baykuşla baş edebilir. Kartala yakalanacağını anlayan baykuş yere sırt üstü yatar ve iki pençesini öne doğru tutar. Böylece üstüne gelen kartalın kursağını delmeye çalışır. Kartal güçsüz ve çevik olmazsa, baykuş amacına kolaylıkla ulaşır. Bu yüzden kendine güveni olan kartallar baykuş saldırabilir.[23]

Kartalla tavşan yakalama: Kartalın tilkiden ziyade tavşanı avlaması güçtür. Kartalla tavşan avı zor olduğu kadar, eğlencelidir de. Tavşan genelde çalı çırpı ve sık kamışların olduğu bölgelerde yaşar. Böyle mekanlarda avlanmak elbette kartal için zordur. Ayrıca zik zaklar çizerek kaçan tavşanı kartal yakalamakta zorlanır.[24]

Kartalla avcılıkta atın önemi: Kartalla avcılıkta atın iyi olması da önemlidir. Yürüyüşü rahat bir at kartal için de, avcı için de elverişlidir. Kartalın avını uzak mesafelerde yakaladığında, avcının atının hızlı olması yararlı olur. Ayrıca atın kartaldan ürkmemesi, av esnasında sahibini terk edip gitmemesi de gereklidir.[25]

Kartal avcısının maiyeti: Kuşbeyleri “sayat”, yani kartalla avcılığa yalnız çıkmazlar. Çünkü, kartalla avcılık tek kişinin yapacığı bir av türü değildir. Belli bir görev paylaşımı yapmış birkaç kişiyi gerektirir. Kartal ile avcılıkta görevliler şunlardır:

Turıpşı: Bir tepenin üstünde kartalı tutan kimse.

İzşi: Tilki veya tavşan gibi av hayvanlarının izini takip edip saklandığı çalı çırpı veya kovuktan çıkmasını sağlar.

Kaguvşı: Kaçan av hayvanının tekrar bir çalı çırpı arasına girmemesini, düzlükte kaçmasını sağlar.

Tosuvşı: Kartalın avını yakalamasını bekler ve kartal avını yakaladığı anda yetişir ve bir yem vererek avı kartaldan alan kimse.

Bakırşı: Av çadırında kalan av peşinde olan kimselere sıcak çay ve yemek hazırlar.[26]

Ayrıca avı seyretmeye gelen kimseler de sayata katılabilirler. Ayrıca ava gelen misafirlere yakalanan ilk avı vermek geleneği vardır. Bu sebeple, avın bereketi ve şansının aynı zamanda misafirle ilgili olduğu inancı yaygındır. Eğer av bereketli geçerse ise misafirin “kancığası yağlı” yani av torbası yağlı, aksine bereketli geçmediği zamanda “kancığası kuvragan” yani av torbası kurumuş denir.[27]

Kartal’ın mevsimleri: Kartal beslemek bir herhangi bir ev kuşunu beslemeye benzemez. Onun mevsimleri vardır. Bu mevsimlere göre kuşu ava çıkarmak, idman yaptırmak, tüylerinin yenilenmesi sağlanmalıdır. Genel olarak bir kartal Eylül-Mart aylarında karlı kış günlerinde ava çıkarılır, Mart’tan Ağustos’a kadar kartal eski tüylerini döküp yeni tüy çıkarır. Bunun için kuşa gerekli ortam sağlanır. Ağustos-Eylül aylarında ise kuşa av idmanları yaptırılır. Günümüzde Kazakistan’da bazı zenginlerin gösteriş için kartal satın alıp bu mevsimlerin gereğini yerine getirmeden evde beslemelerini kuşbeyleri eleştirmekte ve bunun çok yanlış olduğunu söylemektedirler.

Av mevsimi: Genelde kartalla tilki avı için uygun mevsim karın düştüğü günlerdir. Çünkü, tilkiler gündüzleri saklanıp geceleri avlanan hayvanlardır. Genelde de sıçan gibi küçük hayvanları avlarlar. Av bulmak için akşamdan sabaha kadar dolaşırlar. Buna Kazaklar “tülkinin cortuvı” yani tilkinin dolanması derler. Kuşbeyleri kar düştüğü zaman çok sevinirler. Özellikle Kazakların “sonar” veya “kansonar” dedikleri taze kar onların avlanmaları için çok elverişlidir. Çünkü taze karda tilkinin izi belli olur. İzi takip edilerek saklandığı yerden tilki çıkarılır.[28]

Kuşun tüylerini yenilemesi: Mart ayının ortalarından itibaren av mevsimi sona erer. Artık kartalın tüylerini yenileme mevsimi başlar. Kuşa bu mevsimde özen göstermek gereklidir. Tüy yenileme dönemini iyi bir şekilde geçiren kuş, eski tüylerinden tamamen kurtularak yepyeni, parlak ve canlı tüylere sahip olur. Tüy yenileme mevsiminde hayvana verilen yem miktarı arttırılır. Tüyleri gereğince yenilenen hayvan avlanma mevsiminde daha verimli olur. Çünkü, daha çevik ve atak hareket eder. Eğer hayvan bu dönemi iyi geçiremezse, tüyleri zayıf ve soluk olur. Kuşbeyleri için avlanma mevsimi karın düştüğü Ekim ayından Mart’a kadar sürer.

Kartalın idmanı: Ağustos ayından Eylül ayına kadar olan süre, kartalın deyim yerindeyse antrenman dönemidir. Bu döneme Kazaklar “kustı kayırıv” demektedirler. Bu dönemde, kuşbeyleri kartalarını, seyislerin yarış atlarını yarışa hazırladıkları gibi, ava hazırlarlar. Semiz kuşların kas etleri sertleştirilip güçlendirilirek uçuşa hazırlanır. Bu devrede kuşa “börtpe yem” veya “ak cem” adı verilen yem verilir. Bu yem, bir gün boyu suya konarak kandan ve yağdan arındırılan kalorisi düşük ettir. Börtpe yem kuşun iç yağlarının azalması ve kaslarının gelişimini sağlar. Eylül ayına kadar kuş babına gelir ve ava hazır olur.[29] Av döneminde kuşa iki günde bir yem verilir. Semiren ve tok olan kuş tilki avlamaz. Diğer yandan yeterince besin alamayan kuş da halsizleştiği için avda başarılı olamaz. Bundan dolayı av mevsiminde kartala verilecek yem miktarı iyi ayarlanmalıdır.[30]

Kartal avcılığı ile ilgili Kazakça terimler:

Kıran: avcılıkta mahir kartal

Pıştak pıştak: Kartalın çıkardığı ses

Kaah kaah: Kuşbeyinin kartalı çağırma sesi.

Kusbegi: Kuşbeyi

Kızılmay: Kuşun iç organlarının ezilmesi

Koyasın tüsirüv: kuşun midesindeki et kalıntıları, yün, kıl gibi rahatsızlık veren şeylerin temizlenmesi

Kustu kayıruv: kartalı ava hızırlamak için idman yaptırma.

Irgak: Kartalın eğitimi sırasında kullanılan salıncak

Börtpe cem veya ak cem: yağı ve kanı temizlenerek kalorisi düşürülmüş etten hazırlanan yem.

Sayat: kartalla avcılık seferi

Toyat berüv: Av esnasında tavşan veya tilki yakalayan kartal avını hemen yemek ister. İşte bu sırada kartalın iştahını kesmek için hemen yem verilmelidir. Bunun için önceden but etinden hazırlanan yem kuşa uzatılarak bir iki kere gagalaması sağlanır. Buna toyat denir.[31]

Şırğa veya dalbay: tilki veya tavşan derisinden hazırlanmış kartalı avlanmaya eğitmeye yarayan torba.

Şırğa çekmek: kartalı avlanmaya eğitme sırasında şırğa denilen torbanın atla hareket ettirilmesi.

Av kartalının takımları:

Tomaga: Genelde kartalların gözü “tomaga” denilen bir başlık giydirilerek kapalı tutulur. Eğer kartalın gözü bu başlıkla ile kapatılmazsa, hayvan rahat durmaz, sağa sola saldırır. Av yolculuğu esnasında da tomaga ile hem kartalın rahat durması sağlanır ve hem de kartalın av görerek ansızın uçması önlenir.[32]

Kartalın gözleri çok keskindir. Göğe yükseldiği zaman 10 km mesafedeki bir tavşanı görebilir. Bu yüzden Kazaklarda bir deyiş, “Altay’da tomagası çıkarılan bir kartal, Savır’daki tilkiyi görür.[33] Altay ile Savır’ın arası yaklaşık 180 km’dir.

Ayakbav: Kartalın iki ayak bileklerine deri kayıştan “ayakbav” yani ayak bağı denilen bağcıklar takılır. Bu bağcıklar 50 cm uzunluğunda olup ucunda halkası vardır. Kartalla bu bağla uçar. Uçmadığı zamanlar bu halkalardan başka kayışlar geçirilmek suretiyle bağlanır. Eğitim esnasında bu halkalara sicim bağlanarak uçulur.

Tugır: Kartalın her zaman durduğu 3 veya 4 ayaklı sehpa biçimindeki oturağı. Buna tugır denir. Bu tugırın ayakları sabit olduğu gibi, seyyar da olabilir.

Biyalay: Kartalın çelik gibi pençesinden korunmak için kola takılan deriden yapılmış bileklikli eldiven. 1Kartal daima sağ elde tutulur.

Baldak: Kartalı at sırtında taşırken kola destek olması için eğere takılan çatal biçimindeki kaldıraç. Bir kartal 30 kg’dan az değildir. Bu yüzden kuşbeyinin bir kartalı kolunda devamlı taşıması mümkün değildir. Baldak ona destek olur. Çok soğuk havalarda, kartalın bazen üşümemesi için bebek gibi kundaklanarak taşındığı durumlarda olur.

Cem saptıyak: Kartalın yem kasesi. Saplı ve uzunca tahtadan yapılır.

Cem torba: Yem torbası. Avlarda kartala verilecek etten yapılmış yemlerin taşındığı torba.[34]

Kartalın yaş isimleri:

Kazaklar kartala 12 yaşının herbirine özel isim vermiştir. Bunlar şunlardır:

  1. Balaban
  2. Tirnek
  3. Tastülek
  4. Kantülek
  5. Kumtülek
  6. Kuvtülek
  7. Köktübit
  8. Kana
  9. Cana

10.  Berşın

11.  Barkın

12.  Şongel[35]

Kazaklara göre kartal çeşitleri:

Kök şegir, Şegir payan, Kandı köz, Muz balak, İş cargış ve Ak ıyık. Kartalın en iyisi Altay bölgesine has olan Ak ıyık kartalıdır.[36]

Günümüzde Kazaklar arasında kartalla avcılık: Sovyet döneminde ihmal edilen ve kaybolmaya yüz tutan kartalla avcılık, 1991’de Kazakistan’ın bağımsızlığını kazanmasından sonra, tekrar canlanmaya başlamıştır. Son birkaç yıldan beri Kazakistan’da kuşbeyleri arasında yarışmalar düzenlenmektedir. En son Şubat 2006’da yapılan “Sonar 2006” kuşbeyleri yarışına 6 eyalatten 30 kadar yarışmacı katılmıştır. Kartalın dış görünüşü ve güzelliği, gücü, avına dalış şekli ve yakalayışı, uçuşu ve sahibine bağlılığının değerlendirildiği yarışma sonucunda, Aben Toktasınov isimli yaşlı kuşbeyi Ak Celke (Ak Ense) isimli kartalıyla birinciliği aldı. 2006 yılı itibarıyla Kazakistan’da 70 kadar profesyonel kuşbeyi bulunmaktadır. Kazakistan’da kartalla avcılığı geliştirmek için Kartal Federasyonu kuruldu. Federasyon Kazakistan’daki kuşbeyleri yarışmalarını uluslar arası seviyeye çıkarmak için çalışmalar yapmaktadır. Öncelikle Moğolistan, Özbekistan ve Çin kuşbeyleri arasında müsabakaler tertiplenmesi planlanmaktadır.[37]

Ayrıca Karagandıda bir kartalla avcılık okulu açılmıştır. “Kayrat” at sporu okuluna bağlı olarak açılan “Sayat” Kartalla Avcılık okulunda lise seviyesindeki gençlere eğitim verilmektedir. İki, üç yıl süren eğitimde, önce ata binme ve daha sonra kartal avcılık öğretilmektedir.[38]

Kazakistan’ın kartallarıyla meşhur bölgesi Nura’da ise bir kartalla avcılık müzesi açılmıştır. Burada kartalla avcılık tarihi üzerine fotoğraflar, av kartalı takımları gibi eşyalar sergilenmektedir. Müze ziyaretçileri ayrıca av mevsimlerinde kuşbeyleri ile birlikte kartal avına çıkabilmektedirler.[39]

Kazak Türkleri arasında kartalla avcılık geleneği en iyi şekilde Moğolistan Kazakları arasında muhafaza edile gelmiştir. Moğolistan’ın Kazakların yoğun bir biçimde yaşadığı Bayan Ölgiy bölgesindeki Kazaklar bu geleneği kesintisiz devam ettire geldi. Günümüzde, bu gelenek Kazakistan’daki gibi bir spor dalına dönüştürülmüştür. Bunun için kurulan Bürküt (Kartal) Derneği’ne kayıtlı 200 kadar kuşbeyi bu sporla uğraşmaktadır. Bayan Ölgiy Kazakları son birkaç yıldır Ekim ayında Kartalla Avcılık Festivali düzenlemeyi gelenek haline getirmişlerdir. Ayrıca bazı turizm şirketleri bu dönemde turistler için ortalama iki bin dolar karşılığında 10 günlük kartalla avcılık turları tertiplemektedirler.[40]

Kısacası, Türklerin en eski av geleneklerinden olan kartalla avcılık Kazak Türkleri arasında Sovyet döneminde zayıflamış olmakla birlikte günümüzde tekrar canlandırılmaya çalışılmaktadır. Bu geleneğin en eski şekliyle devam ettirilmesi, Türk kültürü için bir kazançtır. Bu sebeple modern hayata adapte edilerek kartalla avcılığın uluslar arası bir yarışmaya dönüştürülmesi faydalı olacaktır.

Doç. Dr. Abdulvahap Kara*

Not: Bu yazı Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırma ve Uygulama Merkezi'nin 15-16 Kasım 2006 tarihinde düzenlediği "Türk Kültüründe Av" konulu sempozyuma bildiri olarak sunulmuştur. Kartala avcılık konusunda muhteşem bir video:

 


* Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Öğretim Üyesi.

[1] Kazakistan Haber Ajansı, Kazakparat, 24.03.2006

[2] Kazak Türkleri’nde kartalla avcılık üzerine genel bilgi için Kazakistan Sağlık, Eğitim ve Kültür Bakanlığı’nın İngilizce yayınladığı bol resimli kitaba bakılabilir: Berkutchi, Ministry of Health, Education and Culture of Kazakhstan, Almaty, 1998, 80 s.

[3] Aynı yer; Halife Altay, Anayurttan Anadoluya, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1998, s. 101; Maytı Yusupov, Tabiygat Taglımı, Almatı 1986, s. 732-36

[4] A.g.e.,  s. 7.

[5] A.g.e.,  s. 14.

[6] Aynı yer.

[7] Irgak iki ucundan iple bağlanmış bir sırıkta olabilir. Aynı yer.

[8] Aynı yer; Altay, s. 102.

[9] Yusupov, s. 14.

[10] Aynı yer.

[11] Kazakparat, aynı yer.

[12] Yusupov, s. 14-15, 18.

[13] Yusupov, s. 15.

[14] Aynı yer.

[15] A.g.e.,  s. 15-16.

[16] A.g.e.,  s. 17.

[17] İyt iyesi üşin, kus tamagı üşin. A.g.e.,  s. 24.

[18] A.g.e.,  s. 17.

[19] Kazakparat, aynı yer.

[20] Yusupov, s. 17.

[21] A.g.e.,  s. 20-21.

[22] A.g.e.,  s. 25.

[23] Aynı yer.

[24] A.g.e.,  s. 26.

[25] A.g.e.,  s. 27.

[26] Kazak Haber Ajansı, aynı yer.

[27] Yusupov, s. 10.

[28] Altay, s. 105-106.

[29] Yusupov, s. 16.

[30] Aynı yer.

[31] Yusupov, s. 16-17.

[32] Altay, s. 99-100; Yusupov, s. 9.

[33] Deyişin orjinali şöyledir: “Altayda tomagası tartılgen kıran Savardagı tülkini köredi.” Aynı yer.

[34] Altay, s. 103-104.

[35] Altay, s. 102; http://www.kazakhstan.orexca.com/eagle_hunting_kazakhstan.shtml, Erişim, 7 Kasım 2006.

[36] Altay, s. 102-103.

[37] Dala Men Kala, 17 Şubat 2006

[38] Aynı yer.

[39] BBC, 16 Aralık 2004, http://news.bbc.co.uk/1/hi/world/asia-pacific/4101887.stm, Erişim, 25 Eylül 2006.

[40] http://www.mongoliatoday.com/eagle.html, Erişim 7 Kasım 2006; http://www.mongoltour-nomt.mn/wintertour1.html, Erişim 7 Kasım 2006;

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile


[+]
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size