TÜRKİYE KAZAKLARININ BÜYÜK KAYBI

Değerli sanatçımız Beşir Ahmet Köse’nin sevgili eşi, Kazakistanlı öğrencilerin şefkatli annesi, benim altın kalpli yengem Bagila hanım bugün sabah kanser tedavisi gördüğü hastanede Hakk’ın rahmetine kavuştu.

Bu acı haber Türkiye, Avrupa ve Kazakistan’da sevenleri ve tanıdıklarını derinden sarstı. Çünkü yengemiz çok hayırsever, herkesin yardımına koşan, Kazak Vakfında yemekli nişan veya düğün olduğunda her zaman kendi eliyle bir tepsi börek, ekmek veya tatlı pişirip gönderen, kültürel etkinliklerden geri kalmayan, yardım edecek bir kimse bulmadığında bir kazan pilav pişirip Cuma günü cami önünde herkese dağıtan çok farklı bir kişilikti. Çok seviliyordu.
Sabah benim için onun vefatı beklenmedik bir haber oldu. Çünkü birkaç gün önce, bayramın ikinci günü hem bayramlaşmak hem geçmiş olsun demek için evine gitmiştim. Ağrıları olmasına rağmen iyi görünüyordu.
Öğleden önce idi. Yatıyordu. Bir kızı, bir gün önce Beşir beyin Sakarya’da kesip getirdiği kurbanlıktan yengemizin Kazak usülü hazırladığı yemeği ve sütlü çay ile sofra hazırladı.
Beşir bey ile ikimiz sofra başında otururken o da yatağından kalkıp yanımıza geldi. Oturdu. Biten çaylarımızı kendi eliyle doldurdu. Bir saat kadar sohbet ettik. “İyi ki yemeği dünden hazırlamışım, bugün dermanım yok” diyordu. Bu onu son görüşümüz imiş. Belki onun kendi bereketli elleriyle hazırladığı son yemeklerinden biri bize nasip olmuştu.
Beşir beyin dostu bir profesör arkadaşımız anlatmıştı: “Beşir Bey beni sabahleyin 5’te havaalanından karşılayıp evine getirdi. Sabahın o erken saatinde ablamız kahvaltı sofrasını donatmış güleryüzle bizi bekliyordu. Büyük sevecenlikle çayımızı doldurdu, sohbet etti.
Hayretler içinde kaldım. İçimden böyle bir şey olamaz dedim. Bagila hanım insan değil, yoksa bir melek mi diye bir an düşündüm. Benim eve sabah 5’te misafir gelecek, değil hanımdan kahvaltı hazırlamak, yataktan bile kalkmaz. Kalktıktan sonra da bu saatte de misafir mi olur diye azar işitiriz.”
Eve gelen öğrencileri kendi çocukları gibi sever ikramlarda bulunur, hatta günlerce haftalarca evinde misafir eder, kendi evlerindeymiş gibi rahat etmelerini sağlardı. Paraları yoksa ceplerine harçlık koyduğu da olurdu.
Genel olarak bakıldığında Bagila yengemizin hayatında Bagila diye biri yoktu. O hayatını eşi, çocukları ve topluma adamıştı. Kendini düşünmez, onlar için yaşıyordu sanki.
Böylesine fedakar bir insanın kaybı elbette sadece Köse ailesinde, değil tüm Kazak toplumunda yeri doldurulamaz büyük bir boşluk yaratacaktır.
Allah’tan merhumeye gani gani rahmet eylemesini diliyorum. Mekanı cennet olsun. Köse ailesinin ve Türk dünyasının başı sağolsun. Cenazesi yarın saat üçte Silivrikapı aile mezarlığında defnedilecektir.

Prof. Dr. Abdulvahap Kara