ӘТТЕН ЖАСТАЙ ҮЙРЕНУ КЕРЕК ЕКЕН ДЕГЕН 15 НӘРСЕ

Berlin’de Mustafa Çokay ile İlgili Tarihi Hatıralar
Mayıs ayının serin bir sabahında uçağımız Berlin semalarına inerken, Avrupa tarihinin en dramatik şehirlerinden birine geldiğimizi hissediyordum. Havaalanında bizi yeğenimiz Gülbiyke karşıladı. Daha ilk dakikalarda, bu seyahatin yalnızca turistik bir gezi olmayacağını anlamıştım. Çünkü Berlin, yalnızca Çokay’ın naaşının bulunduğu bir şehir değil; hissedilecek, düşünülecek ve özellikle tarihle konuşulacak bir mekândı.

Bu seyahatin önemli sebeplerinden biri, Paris’ten de akrabaların geldiği Sadık Yiğit ağamızın torununun düğünüydü. Berlin’de yaşayan Sema ve Şener ailesi düğün sahipleriydi. Dünürleri Emel Hanım ve Adnan Bey de hanımın akrabalarındandı. Düğünde yalnız insanlar değil, hatıralar da buluşmuş gibiydi. Kazakça konuşmalar, eski göç hikâyeleri, Avrupa’daki gurbet hayatı ve aile bağları aynı sofrada birleşiyordu.
BÜYÜK TÜRK TARİHÇİSİ ZEKİ VELİDİ TOGAN ÖTÜKEN ÖZEL SAYISI
Ötüken dergisi 209. son sayısını Genel Türk Tarihinin kurucusu Ord. Prof. Dr. Zeki Velidi Togan’a hasretti. Bu özel sayıda bizim de bir makalemiz yer aldı.
Türk düşünce hayatının en köklü dergilerinden Ötüken, yeni sayısını (Sayı 209) Türk tarihçiliğinin öncü ismi Zeki Velidi Togan’a ayırdı. Kapak konusu “Büyük Türk Müverrihi Zeki Velidi Togan” olan bu özel sayı, onun hayatını, fikirlerini ve Türk dünyasına katkılarını farklı yönleriyle ele alıyor.
📖 Özel sayıda, onun oğlu ve kızı Prof. Dr. Subidey Togan ve Prof. Dr. İsenbike Togan’ın yanı sıra, bizim “Zeki Velidi Togan’ın Kazakistan Yakın Tarihine Katkıları” başlıklı makalemiz de yer almaktadır.
Devamı…
AYDA KAZAK ARAYAN KAZAK ASTRONOT

UNESCO’DAN ANLAMLI KARAR: 15 ARALIK “DÜNYA TÜRK DİLİ AİLESİ GÜNÜ”
Niçin 15 Aralık Türki dili günü seçildi. Çünkü, 15 Aralık, insanlık tarihinin en önemli dil keşiflerinden birine sahne oldu. O gün ünlü Danimarkalı dilbilimci Vilhelm Thomsen, Orhun Vadisi’nde bulunan ve yüzyıllar boyunca gizemini koruyan Orhun Yazıtları’nı ilk kez çözdü.

Thomsen’den önce yazıtları kimse okuyamamıştı. Dolayısıyla bu kitabelerin hangi halka ait olduğu bilinmiyordu; kimileri Moğol, kimileri Çin ya da Fin-Ugor kökenli olduğunu öne sürmüştü. Ancak Thomsen’in çözümüyle, bu yazıların Türk milletine ait olduğu kesinleşti ve böylece bu yazıtların Türk dilinin en eski yadigarlarından biri olduğu ortaya çıktı. Devamı…
ҚАЗАҚСТАН 2027 ЖЫЛҒЫ ТАЭКВОНДОДАН ӘЛЕМ ЧЕМПИОНАТЫН ӨТКІЗЕДІ!
Қазақстан 2027 жылы Түркістан (Орталық Азия) үшін алғаш рет таэквондодан әлем чемпионатын өткізеді.
Дүниежүзілік таэквондо федерациясының Қытайдың Уси қаласында өткен отырысында қабылданған бұл шешім Қазақстанның халықаралық спорт қауымдастығындағы беделінің артуын көрсетеді.
Чемпионат Астанада өтеді және 2028 жылғы Лос-Анджелес Олимпиада ойындары алдында Қазақстанның жекпе-жек спортындағы дамуын бейнелейді. Дүниежүзілік таэквондо федерациясының президенті доктор Чунгвон Чоу айтқандай, Қазақстан соңғы жылдары іс-шараларды ұйымдастырудағы жетістіктерімен үлгілі елге айналды.

Бұл маңызды жаңалық Қазақстандағы таэквондо қауымдастығы үшін мақтаныш қана емес, сонымен қатар қажырлы еңбек пен көрегендіктің жемісі. Өйткені бұл спорт түрінің негізін Қазақстанда бірнеше жыл бұрын марқұм 6-шы дан таэквондошы Мұстафа Өзтүрік қалаған.
Devamı…
KAZAKİSTAN 2027 DÜNYA TAEKWONDO ŞAMPİYONASI’NA EV SAHİPLİĞİ YAPACAK!

EĞER YAPAY ZEKA KAZAK GELİNİ OLSAYDI?!

MERHUM ENVER PAŞA HAKKINDA HATIRALARDA KALANLARDAN KESİTLER (1922 – 8. AĞUSTOS – 1932)
Merhum Enver Paşa’nın şehit düşmesinin üzerinden on yıl geçti. Onun sureti hafızamızda derin bir şekilde yer etmiş olup, vefatının bizleri ne denli derinden etkilediği öyle büyüktü ki, sanki aradan on yıl değil, sadece on ay, ya da on hafta geçmiş gibi hissediyoruz.
1921 sonbaharında Enver Paşa’nın aniden Buhara şehrinde ortaya çıkması, biz Türkistanlıların anavatanımızı düşman işgalinden kurtarma yolundaki mücadelemize yeni bir ivme kazandırdı. Bu gelişme, zafer umudunu yeşertti. Zengin askerî tecrübesi ve şahsi cesareti, ki bu nitelikler Türkistan isyancılarını etrafında toplayarak kendi liderliği etrafında birleştirmek için son derece gerekliydi ve Enver Paşa’nın kişiliğinde mevcut idi.

Eğer Enver Paşa, 1918–1919 yıllarında, bölgenin büyük bir kısmı henüz Sovyetler Birliği’ne katılmamışken, Sovyet egemenliğindeki yerlerde geniş çaplı isyanlar yaşandığı dönemde Türkistan’a gelmiş olsaydı, o zaman anavatanımızın kaderi belki de çok farklı şekilde şekillenebilirdi. 1918–1919 yıllarında uğradığımız yenilginin sebebi yalnızca Rus Bolşeviklerinin silahlı gücü değildir; aynı zamanda bizim yeterince örgütlü ve cesur olamayışımız ve millî mücadelemizi sistemli ve kararlı bir şekilde yürütemeyişimiz de bu yenilginin önemli nedenleri arasında yer almaktadır.
