Yahya Molla, Altaylarda Bir Din Adamı ve Eğitmen

Öğrenimin sonlarına doğru, Semey’de veba salgınının başlaması, Yahya’nın öğrencilik hayatına son verdi. Salgın hastalığının tarihini kesin olarak bilemiyoruz, ama 1890’lı yılların ortaları olması muhtemeldir. Çok korkunç bir salgındı. Hergün onlarca, yüzlerce insan ölüyordu. Fakat salgının önünü almak bir türlü mümkün olmuyordu. Bu sırada, bir falcı, “salgının durması için Galiye Medresesinin baş imamının öldürülmesi lazımdır” şeklinde bir laf ortaya attı. Çaresizlik içinde kıvranan halktan bu sözlere inanan cahil biri, sabahın alacakaranlığında namaz için camiye gitmekte olan baş imamı arkadan bıçaklayarak öldürdü. Bu olaydan sonra medrese kapandı. Böylece, öğrenim hayatı sona eren Yahya Efendi Zaysan’a ailesinin yanına dönmek zorunda kaldı.

Aradan ne kadar zaman geçtiği meçhulumuz, fakat bir gün Zaysan’a gelen baba dostu Sarsebay Yahya Efendi’nin hayatının akışını değiştirdi. Nayman kabilesine mensup Sarsebay, Altay Kazaklarının zengin ve itibarlı kişilerindendi. Tarı Bey’in dünürü ve Nezir Teyci’nin de dayısı olan Sarsebay, Yahya’nın Semey’de medrese okuyup geldiğini öğrendi. Bunun üzerine, Altay bölgesinde hocaya şiddetle ihtiyaç bulunduğunu söyleyerek onu Altay’a davet etti. Böylece Yahya, baba dostu Sarsebay ile birlikte Altay’a geldi. Burada Altay bölgesinin önemli beylerinden Tarı Bey’in himayesinde çocukları okutmaya başladı.

Çakabay kabilesinden olan Tarı Bey cömertliği, basireti ve adaleti ile tarihe geçmiş bir beydi. Zengin, zengin olduğu kadar da cömertti. Muhtaçları, yetim ve öksüzlerin koruyucusu oldu. Ticaretle uğraşan Tarı’nın Rusya’dan aldığı malları Çin’e ve Çin’den aldığı malları Rusya’ya satıyordu. Onun Rusya’ya gönderdiği ticaret kervanlarının başında kardeşi Dalibay bulunuyordu.

Dalibay’ın büyük yakınlık gösterdiği Yahya Molla Sartogay bölgesinde dört yıl kadar eğitim işleriyle meşgul etti. Sonra Zaysan’a ailesinin yanına döndü.  Burada Bibi hanımla evlendi. Bir müddet sonra, 1898’de oğlu Hamza dünyaya geldi.

Ancak Sartogay’da Yahya Molla’nın yerine bir hoca bulunamamıştı. Sarsebay tekrar Zaysan’a gelerek, Tarı Teycinin kendisini çağırdığını, çünkü çocukların tahsilinin yarım kaldığını iletti. Bunun üzerine Yahya Molla, 1904 yılında, tekrar Sartoğay’a geldi. Kalan ömürünü burada geçirdi. Bir müddet sonra, Zaysan’daki kardeşi Caylavbay’ı da yanına aldırdı. Hatta daha sonra Altay Kazakları’nın edebiyatında önemli bir yere gelecek olan şair Argınbek Apaşbayoğlu’nu da Zaysan’dan Sartogay’a getirdi. Hamza İnan’ın sağlığında oğlu Abdülcelil’e söylediğine göre, Argınbek’in Yahya Molla ile akraba idi ve yazdığı şiirlerinin sonuna “Naymanda Karakerey asıl zatım/ Törtuvıldın işinde atam Tokan/ Argınbek Apaşbayev menin atım/ Ar cerde mağlum bolsın hatım”, yani “Naymanda Karakerey esas zatım/ Törtuvıl’ın içinde atam Tokan/ Argınbek Apaşbayev benim adım/ Her yerde malum olsum yazım”, şeklinde bir dörtlük ilave ederdi. Şair Argınbek aynı zamanda hoca idi. Çünkü, Yahya Molla’nın oğlu Hamza’yı o okutmuştu. Yahya Molla’nın Hamza, Abbas (Kapas), Abdulkerim (Kariy), Sakaba, Sabırcan ve Ömerbek isimli altı erkek ve Hüsniye (Kusniy), Zeynep ve Ikman isimlerinde üç kız çocuğu oldu.

Yahya Molla, dini sahadaki eğitim ve irşad çalışmalarıyla, halkın takdirlerini kazandı. İslam dininin faziletlerini, Allah’a kulluk ve ibadet etmenin önemini dili döndüğünce vaaz etti. Böylece yetişkinleri birlik ve beraberliğe, ibadet etmeye teşvik etti. Diğer yandan, çocukların eğitimiyle ilgilendi. Onlara okuma yazma öğretmek ve ilmihal ve fıkıh bilgileri vermekle kalmadı, ilme ve bilime teşvik etti. Rusça bilen Yahya Molla, Kazakistan ve Rusya’daki gelişmeleri de takip etti. Düzenli olarak kendisine gelen Rusça ve Kazakça gazete ve dergileri okuyordu. Yahya Molla’nın eğitim ve din işlerinin yanısıra, kadılık görevini de başarılı bir biçimde yerine getirdi. Anlaşmazlığa düşen taraflar onun verdiği hükümleriyle sorunlarını çözdü.

O dönemin diğer önemli bir dini ismi ve kadısı Akıt Hacı’dır. 1868-1940 yılları arasında yaşamış olan büyük bir din bilgini, yazar ve şair olan Akıt Hacı’nın hayatı ve eserleri ayrı bir yazının konusudur. Bozkırda göçebe hayat yaşan Kazakların şiire çok büyük önem verdiğini fark eden Akıt Hacı Ülimciulı, İslamiyet’i daha etkili bir şekilde anlatmak için şiir dilinden ustalıkla faydalandı. Böylece, insanları iyiliğe, güzelliğe ve ibadete yönelmeyi şiir diliyle anlatabilen ender bir şair ve yazarlardan biri olarak tarihe geçti. Akıt Hacı ile Yahya Hoca aynı devirde yaşamış birbiriyle dost iki büyük din bilginidir. Olgun kişilik örneği sergileyen bu iki büyük alim birbirleriyle rekabet halinde asla olmadı. Aksine birbirlerinin eksikliklerini tamamlama yoluna gittiler. Özellikle kadılık konusunda, birbirlerini tamamlıyorlardı. O devirde, anlaşmazlığı düşen taraflar, istedikleri kimseyi kadı seçmekte özgürdü. Halk Akıt Hacı’nın tarafsız olamayacağı durumlarda Yahya Molla’ya, Yahya Molla’nın tarafsız olamayacağına inandığı durumlarda ise Akıt Hacı’nın kadılığına baş vururdu. Örneğin, Molkı kabilesine mensup olduğu için Molkı boyundan biriyle anlaşmazlığa düşen kimseler, Yahya Molla’ya giderlerdi. Bu da bize, Yahya Molla ile Akıt Hacı arasında kadılık konusunda birbirlerine yardımcı olduklarını göstermektedir.

Din konusundaki derin bilgisi ve kadılık görevleriyle, Yahya Hoca’nın ünü sınırları aşmış, Kazakistan’da da duyulmuştu. Bu yüzden, bir gün Kazakistan’dan dört kişilik bir heyet geldi ve Yahya Molla’yı Kazakistan’a dönmeye ikna etmeye çalıştı. Çünkü, Zaysan’daki beylerden Halit Bolıs vefat etmişti. Yerini dolduracak bir kimse de bulunamamıştı. Ona, “Halit Bolıs vefat etti, yerini dolduracak bilgili ve tahsilli bir kimse yok. Seni alıp gideceğiz” dediler.

Bunun üzerine Yahya Molla çaresiz teklifi kabul etmek zorunda kaldı. Ancak heyetle birlikte hemen dönmedi. Dönüş hazırlığı yapabilmesi için kendisine iki ay zaman tanınmasını istedi. Kazakistan’a dönmek için hazırlık yaparken, hacca giden Dalibay kutsal topraklarda vefat ettiği haberi geldi. Bunun üzerine, Dalibay Hacı’nın hanımı Yahya Molla’ya geldi ve Zaysan’a dönme kararından vazgeçmesini istedi. Zor günlerinde kendilerini terk etmemesini rica etti. Kendisini büyük iyilikleri dokunan Dalibay Hacı’nın hanımın bu ricasını kırmak istemedi ve Kazakistan’a dönmekten vazgeçti.

Yıl 1930’lara geldiğinde Altay’da çalkantılı günler başladı. Zalim vali Şın Şı Say, her tarafta Kazaklara baskı yapmaktaydı. Özellikle kendisinin kontrolü dışında olan Altay Kazaklarını hedef almıştı. Bu yüzden Kazaklar Altay’dan göç etmek zorunda kalıyordu. Yahya Molla da ailesi birlikte önce Noriy’e ve daha sonra Barköl’e göç etti. Hamza burada Emniyet Müdürü oldu. Daha sonra zalın, yani Kaymakam yardımcılığına terfi etti. Barköl’de oğlu Ömerbek’i genç yaşta kaybetti.

Zamanla Barköl’de de Kazaklara huzur kalmadı. Acımasız vali Şın Şı Say’ın kuvvetleri köylere baskın yaparak insanları öldürüyor, hayvanlara el koyuyordu. Halk Elishan ve Zayıp Teyci gibi liderlerin önderliğinde Gansu’ya doğru akın akın hicret ediyordu. Hamza Zalın da Barköl’den göç kararı aldı ve maiyetinde yüz kadar aile ile birlikte Barköl’den Gansu’ya doğru hareket etti. Ancak, Yahya Molla, bazı işlerini halletmek üzere Barköl’de kaldı. Birinci eşi Bibi hanımın vefatından sonra evlendiği eşi Kupıya’yı oğluyla gönderdi. Kendisi daha sonra gelecekti. Hamza’nın kafilesi Torangı denilen yerde, hükümet kuvvetleriyle karşılaştı. Yanlarında götürdükleri 400 koyun, 30 at ve 17 sığır bu kuvvetlerin eline geçti.

Barköl’de kalan Yahya Molla’ya bir daha oğullarını ve eşini görmek nasip olmadı. Hükümet güçleri Barköl şehrinin giriş ve çıkışlarını kontrol altına aldığından, Yahya Molla şehirden çıkamadı.  Kendisini sorguya çeken hükümet yetkililerine de, göç etmek gibi bir niyeti olmadığını, kendi isteğiyle Barköl’de kaldığını söylemek zorunda kaldı. Böylece, hükümetin takibatından kurtulduğu gibi, taltif de edildi. Çünkü, Yahya Molla gibi bir Kazak büyüğünün ellerinde bulunması, bunu propaganda maksadıyla kullanmak isteyen hükümetin de işine gelmekteydi. Bundan dolayı Yahya Molla’nın rahat etmesi için her türlü yardımı yapıldı.. Oğlu Hamza’dan gasp edilen küçük ve büyük baş hayvanları bulunarak kendisine verildi. Yahya Molla’nın küçük baş hayvanların kulaklarında en (işaret), büyük baş hayvanlarda ise molla yazan tamga vardı. Oğulları ve eşinden ayrılan Yahya Molla artık yeni bir hayat kurmak zorundaydı. Tekrar evlendi. Ancak bundan sonra uzun yaşamadı. Oğulları Hamza, Abbas, Abdülkerim ve Sakaba Tibet ve Himalayaları binbir meşaketle aşarak geldiği Hindistan’da geçim mücadelesi verdiği bir sırada, 1944’te Barkölde vefat etti. Eşi Kupıya ile oğlu Sabırcan ise 1939’da göç yolunda, Tibet’te hayata gözlerini yumdu. Yahya Molla’nın mezarı Barköl’de Casankızıl’dadır. Barköl halkı kendisine hürmeten mezarını yaptırmıştır.

Dini ve hukuki sahada halkın ihtiyaçlarını karşılamada samimiyetle hizmet eden Yahya Molla’nın ismi ölümünün üzerinden yarım asırdan bir süre geçmiş olmasına rağmen unutulmamıştır. Zaman zaman Urumçi’de çıkan romanlara konu olmaktadır. Bunlardan biri, Çin’deki Kazakların önde gelen yazarlarından Zeynullah Senikulı’nın “Sergelden” romanıdır. Türkiye Kazaklarının göç liderlerinden Hüseyin Teyci ile Kaben Öztürk’ün babaları olan Alkembay ile Tölebay’ı konu alan romanda, Yahya Molla’nın ismine yer yer rastlamaktayız. Mesela, Kazak Beylerinden ve halkına yaptığı yararlı hizmetlerinden dolayı “Kereydin Cakesi, Merkittin akesi” olarak tanınan Merkit Cake Bey’in evindeki bir toplantıda Yahya Molla da vardır. Toplantı’da Şakabay Tarı Bey, Kazıbek Lak Bey ve Nayman Butabay Bey gibi dönemin ileri gelenleri de bulunmaktadır. Burada Yahya Molla ile Lak Bey arasında ilginç diyalogların yer aldığını görüyoruz.

Yahya Molla’nın ahfadı Çin’de, Moğolistan’da Türkiye’de ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yaşamaktadır. Torunlarının sayısı 200’e yaklaşmış bulunmaktadır. Yahya Molla’nın oğullarından özellikle Hacı Hamza İnan göçe önderlik etmiş, Türkiye Kazaklarının önde gelen aksakallarından biri olmuştur. Dindarlığı, bilgeliği ve şahsiyeti ile ön plana çıkan Hacı Hamza 1995’te vefat etti. Onun oğlu Abdülcelil İnan Kazak Türkleri Vakfı’nın kurucularındandır. Yahya Molla’nın Kapas isimli oğlundan torunu Abdülniyazı Yolcu ve Zeynep isimli kızından torunu Ziyacan Ünalan Türkiye Kazaklarının tanınmış işadamı ve aksakalları arasındadır.

Bu yazı vesilesiyle rahmetle andığımız Yahya Molla, Kazak Türkleri’nin kalbinde ebediyen yaşayacağına inanıyoruz.

Abdulvahap Kara

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published / Required fields are marked *