İstanbul Üniversitesi Türkmen Milli Şairi Mahtumkulu’nu Anma Toplantısından Notlar

Türkmenistan İstanbul Başkonsolosluğu’nun destekleriyle Fen Fakültesi Ord. Prof. Dr. Cemil Bilsel Konferans Salonu’nda bu sene dördüncüsü düzenlenen Türkmen Milli Şairi Mahtumkulu Firaki‘yi anma töreninde Türkiye ve Türkmenistan’dan konuşmacılar Mahtumkulu ve eserleri hakkında bilgi verdiler. Program sunuculuğunu Yrd. Doç. Dr. Nurcan Güder’in yaptığı etkinlikte Türkmenistan’dan gelen sanatçılar Türkmen halk dansları ile şarkılarından güzel örnekler sundular. Törenin sonunda Türkmen pilavı ikram edildi.

Törenin açılış konuşmalarını İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mahmut Ak, Türkmenistan Büyükelçisi Ata Serdarov yaptılar. Daha sonra Türkmenistan Bilimler Akademisi Milli El Yazmalar Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Annagurban Aşirov, Türkmenistan Bilimler Akademisi Milli El Yazmalar Enstitüsü Bölüm Başkanı Rahimmammet Kurenov, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden bu satırların yazarı ve İstanbul Üniversitesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ersin Teres ünlü şairin hayatı ve eserleri hakkında dinleyenlere bilgi verdiler.

Türkmenistan’dan programa katılan Rahymmammet Kurenov İstanbul Üniversitesi’ndeki anma toplantısında yaptığı konuşmada Mahtumkulu’na Türk dünyasının önde gelen yazar ve şairlerinin de büyük önem verdiklerine dikkati çekti.

Kurenov Kırgızlarn dünyaca meşhur şairi Cengiz Aytmatov’un onun hakkındaki görüşlerini dile getirdi:

Ben, bizim Mahtumkulu’muz diyorum. Çünkü o devirde, yani Mahtumkulu’nun devrinde kaderin bir cilvesi olarak bir edebiyat dehası Türkmen toprağında ortaya çıkmış ve tüm Orta Asya’da meşhur olmuştur. Türkmen edebiyatının dâhisinin şulesi, bize de, komşu kardeş halklara da nurunu yayıyor. Buna göre rahatlıkla şunu söyleyebiliriz ki, Türkistan’da XVIII. yüzyıl Mahtumkulu şiirinin yüzyılıdır.

Ayrıca Kurenov’un Nazım Hikmet’in de edebi dünyasında Mahtumkulu’nun büyük bir yeri olduğuna işaret etti. Nazım’ın “Aslında, Mahtumkulu benim şairimdir. Ben şair olarak Mahtumkulu’ndan çok şey öğreniyorum. Mahtumkulu benim de atamdır, üstadımdır” şeklindeki sözlerini aktardı.

Mahtumkulu ile ilgili araştırmalarıyla tanınan Annugurban Aşirov, “Türkmen Halkının Milli Gururu” başlıklı bir makalesinde Mahtumkulu için şu tespitleri yapmaktadır:  “Bütün ömrünü kendi halkına hizmet yaparak geçiren Mahtumkulu’nun yaratıcılık alemi ve edebî mirası zengin ve çok yönlüdür. XVIII. yüzyıl Türkmen hayatı, dönemin tarihi ve siyasî olayları, Türkmen toprağına olan sınırsız sevgi, içinden çıktığı halka saygı, dönemin sosyal meseleleri, doğa güzelliği, ahlak temizliği, sevgi saflığı vb. konuların tümü şairin eserlerinde ifade edilmiştir.”

Biz de toplantıda yaptığımız konuşmada Mahtumkulu’nun bugün bir şairden öte, bütün Türkmenlerin rehberi, yol göstericisi olduğuna işaret ettik. Çünkü, Mahtumkulu şiirleriyle Türkmen hayatının tüm boyutlarıyla dile getirebilmiştir

Mahtumkulu aynı zamanda tüm Türkmen halkı tarafından büyük değer verilen bir şairdir. Halkı tarafından bu çapta önemsenen şair başka Türk halklarında pek görülmez. Ancak bu konuda Anadolu Türklerinde Yunus Emre ve Kazaklarda ise Abay’ı ifade edebiliriz.

Nitekim ünlü Rus bilgini V.V. Barthold “Bütün Türk halklarının içinde sadece Türkmenler, millî şairlerine, Mahtumkulu’na sahiptirler” şeklinde bir tespitte bulunmaktadır.

XVIII. yüzyılda yaşamış, “Firaki”, yani “Ayrılık” mahlasını kullanan ve  700’den fazla şiiriyle 10 kadar manzum hikayesi bulunan Mahtumkulu’nu günümüzde de önemli yapan şu vasıfları sahip olduğunu görmekteyiz:

  • Şiirlerinin muhtevası
  • Türkmen yazılı edebiyatının kurucusu olması,
  • Türkmen ruhunu yansıtması
  • Türkmen devletinin kurulmasını istemesi
  • Bağımsızlık fikrini işlemesi
  • Türkmenlerde birlik fikrini savunması

Mahtumkulu şiirlerinin muhteviyatına baktığımızda onun dini konuları, Türkmen milli geleneklerini işlediğini ve Türkmen birliğini sağlamaya çalıştığını görürüz. Onun şiirlerinde özellikle vatan sevgisi, Türkmen birliği, toplumsal meseleler, aşk din, kahramanlık, insan sevgisi ve dostluk gibi konular yer almaktadır.

Mahtumkulu’nun doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak tespit eden kayıtlara rastlanamamıştır. Bundan dolayı 1720-30’lu yıllarda doğduğu (1724 veya 1733) ve XVIII. yüzyılın sonu veya XIX. yüzyılın başında (1798 veya 1807) vefat ettiği şeklinde farklı tarihler verilmektedir. Hangi tarih doğru olursa olsun, onun sekizinci yüzyıl şairi olduğu tartışmasızdır.

Mahtumkulu’nun yaşadığı XVIII. yüzyıl Türkmenler arasında yazılı edebiyat oluşmaya başladığı bir yüzyıldır. Bu dönemde Türkmen edebiyatının ilk eserlerini veren Şeydayı, Şabende, Gayıbı, Nurmuhammet Andelip (1660- 1740), Dövletmemet Azadi (1700-1760), Mahtumkulu (1733-1783), Magrubi gibi Türkmen şairleri ortaya çıktı. Bunlar, edebiyat araştırmacılarına göre,  XVIII. yüzyılı Türkmen Edebiyatının altın çağı yaptılar. Ancak, bu isimler içinden Mahtumkulu özel bir yere sahiptir. O sadece kendi döneminde değil, kendinden sonraki dönemlerde de Türkmen edebiyatının da en büyük şairi konumuna yükseldi.

Mahtumkulu’nu çağdaşlarından üstün kılan en büyük özelliği şiirlerini sade bir Türkmen dili ile yazmış olmasıdır. Ondan önceki Türkmen şairleri hem dil hem de üslup olarak şiirlerine Çağatayca eserleri örnek almışlardır. Dolayısıyla bu şairlerin dili, Türkmenlerin halk dilinden ziyade klasik Çağatay edebiyatının diline daha yakındır. Fakat Mahtumkulu şiirlerini Türkmenlerin anlayıp benimseyebileceği bir tarzda, o devirdeki Türkmen diliyle yazmıştır.

Mahtumkulu’nun yetişmesinde, Türkmen şairlerinden babası Devletmemmet Azadı’nın büyük emeği vardır. Devletmemmet Azadı (1700-1760) da döneminde ün kazanmış ve Arapça, Farsça, Çağatayca dillerini çok iyi bilen mutasavvıf, âlim ve şairdir. Mahtumkulu ilk derslerini babasından aldı. Belki de Mahtumkulu’nun en büyük şansı, böyle babanın evladı olmasıdır.

Mahtumkulu, Türkmenistan’dan başka birçok ülke gezmiş görmüştür. Afganistan’da, Hindistan’da bulunmuş. Özbekistan’nın önemli kültür merkezleri Hive, Margelan, Buhara ve Semerkant şehirlerine seyahat etmiş, bugünkü Kazakistan’ın Türkistan şehrinde bulunup Hoca Ahmet Yesevî’nin takipçisi alimler ile görüşmüştür. Bunun onun ufuklarını ve dünya görüşünü genişletmiş olmalıdır. Ayrıca Nizamî, Nesimî, Fuzulî ve Neva-î gibi ünlü yazarların eserlerini okuyarak bilgisini arttırmıştır.

Büyük mutasavvıf Ahmet Yesevi’ye büyük sevgisi olan Mahtumkulu şiirlerinde onun önemine işaret etmiş ve Türkmen halkı arasında unutulmamasını istemiştir. Bir şiirinde şöyle demektedir:

Çektigimdir gaygı-hasret,

Bu ne hadis, bu ne ummat,

Türkistan’da Hoca Ahmet-

Onun adı yitip barmış.

Hiç kes tutmaz söze kulak,

Haksız yere boldum helak.

Mahtumkulu şairliğinin yanı sıra geçimini gümüş ustalığı ile sağlamıştır. Ve gümüş ustalığıyla da ünlenmiştir.

Daha sağlığında Mahtumkulu’nun şiirleriyle halkın ve devrin ileri gelenlerinin iltifatına mazhar olduğu anlaşılmaktadır. Bunu Türkmenlerin arasındaki bir rivayetten anlıyoruz. Buna göre, XIX. yüzyılın başlarında bir mecliste, Türkmenlerin önemli şairlerinden ve tüm şiirleri birer halk türküsüne dönüşmüş olan Memmetveli Kemine’ye bir şair “Ey Molla Kemine, şairlik ile aran nasıl, şiirlerinin meyvelerini toplayabiliyor musun?” diye sorar. O zaman Kemine, “Şairliğin meyvelerinin tanelerini Mahtumkulu topladı, bize ise sadece posası kaldı” diye cevap verir.

Mahtumkulu’nun şiirlerinde bağımsız devlet kurma fikrine de rastlıyoruz.  Türkmenlerin komşu halkların baskı ve zulümlerine karşı durmalarını sağlamak ve iç çekişmelere son verebilmek için, bağımsız bir Türkmen devletine sahip olmak gerektiği inanmıştı.  Çünkü, Mahtumkulu’nın yaşadığı XVIII. yüzyılda  Türkmenler İran Şahlığı ve Hive Hanlığı’nın ağır baskılarına maruz kaldığı bir dönem olmuştu.

XVIII. yüzyılın bu ağır şartlarında Mahtumkulu Türkmen halkının başını dik tutmak ve öz güvenini sağlamak amacıyla Türkmenlerin ruhunu yücelten, milli hislerini kabartan güçlü dizeler kaleme aldı.

Ceyhun bile bahr-ı Hazar arası,

Çöl üstünden eser yeli Türkmenin;

Gül goncası, kara gözüm karası,

Kara dağdan iner seli Türkmenin.

…Tîreler gardaştır, uruğ yarıdır,

İkballer ters gelmez Hakkın nurudur,

Mertler ata çıksa, savaş sarıdır,

Yav üstüne yörer yolu Türkmenin.

Türkmen halkına öz güven telkin eden şair aynı zamanda baskılara karşı birlik olup bağımsız devlet olması gerektiğini fikrini bundan üç asır önce şu dizeleriyle dile getirmektedir:

Ol merdin ogludır, mertdir pederi,

Köroglu gardaşı, serhoşdır seri,

Dağda, düzde kovsa sayyatlar, diri

Ala bilmez, yolbars oğlu Türkmenin.

Bir başka şiirinde ise,

Teke, Yomut, Yazır, Göklen,

Ahal ili bir bolup,

Kılsa bir jayga yöris,

Açılar gül lälesi, demektedir.

Türkmenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Yüksek Sovyeti (Parlamentosu) 27 Ekim 1991’de bağımsızlığını ilan ederek Mahtumkulu’nun şiirlerinde dile getirmeye çalıştığı bağımsız Türkmenistan Cumhuriyeti devleti ortaya çıktı.

Bu sebeple Türkmenistan’da 18 Mayıs Anayasa ve Kalkınma Birlik ve Şair Mahtumkulu‘yu anma günü olarak kutlanmaktadır.

Bağımsız Türkmenistan aradan geçen 20 yıldan fazla zaman zarfında dünya devletleriyle ilişkilerini geliştirerek uluslararası alanda saygın bir yere gelmiştir. Bu ilişkilerde Türkiye’nin özel bir yeri vardır. Mahtumkulu ise Türkiye-Türkmenistan dostluk ilişkilerinin sembol şahsiyetine dönüşmüş bulunmaktadır.

Bunun tezahürü olarak Türkiye’nin iki şehrinde Ankara ve Yozgat’ta Mahtumkulu heykellerinin dikilmiştir. Mahtumkulu’nun Türkiye’deki ilk büstü 2010 senesinde Yozgat’ta Çapanoğlu Kent Park alanında törenle açıldı. Yozgat Valiliği ve Yozgat Belediyesinin Türkmenistan Ankara Büyükelçiliği ile birlikte hazırladığı Mahtumkulu’nun büstünün açılış törenine, Türkmenistan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Maksat Dövletsahedov, AK Parti Yozgat Milletvekili Mehmet Çiçek ve büyükelçilik üst düzey yetkilileri katıldı.

Mahtumkulu’nın ikinci heykeli 2012 senesinde Ankara Dikmen Vadisi’nde yaptırılan Türkmenistan Parkında dikildi. Açılış törenine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile birlikte katılan Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhammedov, “Bu güzel park ve nurlu heykel atalarımızın aziz hatırasına ve ve bize bıraktıkları büyük mirasa gösterilmiş hürmettir” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Şubat 2012’de Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbangulı Berdimuhamedov’un onuruna resmî bir akşam yemeğinde iki ülkenin dostluk ilişkilerine vurgu yapmak için Mahtumkulu’nun dizelerinden alıntı yaparak şunları ifade etti:

Tireler gardaştır, uruk yarıdır. İkballer ters gelmez, Hakkın nurudur.” Türk misafirlerimiz için bu mısraların karşılığı şu şekilde ifade edilebilir: “Soylar kardeştir, boylar da yarlarıdır. Kaderleri ters gitmez, bu da Cenab-ı Hakkın lütfudur.” Oğuz geleneğinin ülkemizdeki güçlü temsilcisi Dadaloğlu ise aynı anlayışı şu veciz ifadelerle tarihin altın yapraklarına kazımıştır: “Yalnız taştan duvar olmaz, yıkılır. Koç yiğide emmi, dayı, il gerek.

Bu ifadeleriyle Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Türkiye-Türkmenistan dostluk ve kardeşlik ilişkilerine verdiği önemi ve Mahtumkulu’nun bu ilişkilerde özel bir yeri olduğuna işaret etmektedir.

Öte yandan Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbangulı Berdimuhamedov da Türkiye-Türkmenistan dostluğuna büyük önem verdiği görülmektedir.

Siyasi gözlemciler Berdimuhammedov’un Şubat 2012’de ikinci dönem için devlet başkanı görevine seçilir seçilmez ilk yurtdışı ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştirmesinin bunun göstergesi olduğuna işaret etmektedirler.

Türkmenistan Devlet Başkanının bu ziyaretinin üzerinden 4 ay gibi kısa bir süre geçtikten sonra tekrar Türkiye’ye ziyaret etmesiyle, iki kardeş ülkenin ilişkilerinde yeni bir dönemin başladığı belirtilmektir. Berdimuhammedov’un bu ziyaretiyle ülkeler arasında turizm, spor ve diğer alanlarda da işbirliğine yeni kapılar açıldı.

Berdimuhammedov Türkiye’ye böylesine yakınlık duymasının haklı gerekçeleri vardır. Çünkü, Türkiye kardeş ülke Türkmenistan’ın bağımsızlığını ilk tanıyan ülke olarak tarihe geçti. Ayrıca Aşkabat’ta ilk büyükelçilik açan ve tarafsızlık statüsüne destek veren ülke yine Türkiye oldu.

Bu sebeple Türkiye-Türkmenistan ilişkileri karşılıklı güven ve dostluk temellerinde her geçen gün gelişmektedir. Bu ilişkiler özellikle 2007 yılından sonra yeni bir ivme kazanarak hızla gelişmesine devam etmektedir.

Türkiye-Türkmenistan arasındaki dostane ilişkiler her alanda meyvelerini vermektedir.  İki ülke arasındaki siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkiler gün geçtikçe pekişmektedir. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Mart 2013’te gazetelere verdiği beyanata göre, Türkiye’nin Türkmenistan ile olan ticaret hacminin 2 milyar dolar seviyesine yaklaşmıştır. Ayrıca Türk şirketlerin Türkmenistan’da üstlendiği projelerin toplam değerinin 32 milyar dolara ulaşmış bulunmaktadır.

Ayrıca uzmanlar Türkiye ile Türkmenistan ilişkilerinde 2012 yılının bir dönüm noktası olduğuna işaret etmektedirler.

Çünkü, 2012 senesinde iki ülke arasındaki ziyaretler en üst seviyeye çıktı. Türkiye’den meclis başkanı, ekonomi, kalkınma ve enerji bakanları Türkmenistan’ı ziyaret etti. Türkmenistan devlet başkanı ise iki defa Türkiye’de temaslarda bulundu. 600’ün üzerinde işadamı, 12 bine yakın Türk vatandaşı Türkmenistan’ı ziyaret etti. Bu ziyaretlerde 4 milyar dolara yaklaşan iş hacmi elde edildi.

Sonuç olarak, İstanbul Üniversitesi’ndeki Mahtumkulu Firaki’yi anma günü, onun şahsında Türkmen kültürü ve edebiyatının da tanıtımına vesile oldu. İki ülke arasındaki son dönemde stratejik işbirliği boyutu şeklini de kazanmış olan kardeşlik ve dostluk ilişkilerinde Mahtumkulu’nun özel bir yeri ve değeri olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü iki ülkenin ortak değeri olan Mahtumkulu bu ilişkilerin sembol şahsiyeti vasfını kazanmıştır.

Mahtumkulu’nun Türkmenistan için büyük öneme haiz edebi ve milli bir şahsiyet olduğu da tartışmasızdır. XVIII. yüzyıl şairi olmasına rağmen aradan geçen üç asra rağmen XXI. yüzyılda önemini hiç kaybetmedi. Hatta onun eserlerinin bugünkü baskın kültürlerin başka kültürler üzerindeki nüfuzunun arttığı küresel çağda başka dönemlerde olmadığı kadar Türkmen ruhunun ve kültürünün korunmasında önem kazanacağını söyleyebiliriz.

Abdulvahap Kara

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published / Required fields are marked *