Türkiye Tarih Atlası mı, Türk Tarih Atlası mı?

MEB’in tablet PC projesinin internetteki en önemli ayağını EBA, yani Eğitim Bilişim Ağı (eba.gov.tr) oluşturuyor. Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü tarafından yönetilen ve test aşamasında olan bu site öğretmen ve öğrencilerin derslerle ilgili herşeyi bulabileceği bir digital platform. Hatta, EBA’da belirtildiğine göre, MEB ve içeriklerini paylaşmaya gönüllü eğitim firmaları tarafından hazırlanan çevrimiçi bir sosyal eğitim platformudur. Yani, buradan ileride sadece öğretmen ve öğrencilerin yanısıra, veliler, yani tüm herkes faydalabilecektir. Bu da halkın eğitim ve bilim konusunda yararlanabileceği güvenilir internet kaynağının oluşması demektir. Çok yerinde bir karardır.


Biz bu siteyi incelerken Türkiye Tarih Atlası dikkatimizi çekti ve inceledik. Ancak, bu atlasta İlkçağ ve Ortaçağ bölümlerinde Türk Tarihinin Sakalar, Hunlar ve Göktürkler gibi önemli tarihlerini oluşturan devletlerin haritalarını göremedik. Bu dönemlerle ilgili sadece Anadolu Uygarlıklarını oluşturan Hititler, Geç Hititler, Urartular, Frigler, Lidyalılar ve Asurlular’ın haritalarını görüyoruz.


Atlas’ın ismine baktığımızda Türkiye Tarih Atlası. Buna göre, bu haritalar doğru. Peki Türk gençleri Anadolu dışındaki atalarının tarihini atlasta göremeyecek mi? Onlar Orta Asya’da ve hatta Doğu Avrupa’da kurdukları devletleri öğrenmeyecek mi?

Elbette ki, öğrenmelidir. O zaman atlasın ismi, Türk Tarih Atlası olmalıdır. Türk tarihindeki önemli devletlerin haritaları bugünkü Türkiye sınırları içinde olup olmadığına bakılmaksızın yer almalıdır.

EBA internet eğitim ve bilgi sitesi test aşamasındadır. Elbette bu siteyi yürütenleri ve buna katkı sağlayan gönüllü eğitim firmalarının herşeyi yerinde ve doğru yapacağını kimse söyleyemez. Bu konuda çeşitli konularda akademisyen ve uzmanların siteyi inceleyerek öneri ve görüşlerini paylaşırlarsa, EBA gençlerimizin ve halkımızın daha doğru ve güvenilir bir bilgi kaynağı olacaktır. Bu konularda yapılanlara sadece eleştiri getirmek çözüm üretmiyor. Bunun ötesine geçerek doğrunun nasıl olacağı konusunda somut bilgiler de sunulmalıdır.

Saygılarımızla,

Prof. Dr. Abdulvahap Kara

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published / Required fields are marked *