TÜRKOLOJİNİN AKTÜEL SORUNLARI

7 Aralık 2016 Çarşamba günü  Seyyid Hasan Paşa Medresesi’nde “Farabi Avrasya Çalışmaları”  isimli bir seminer gerçekleştirildi. Seminerin iki bölümden oluşuyordu. Birinci bölümde Kazakistan’dan gelen bilim adamı ve Farabi Kazak Devlet Üniversitesi Farabi Araştırmaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Jakıpbek Altayev “Kazakistan’daki Farabi Çalışmaları” konulu bir konuşma yapmıştı. Bunu daha önceki bir yazımızda vermiştik. Şimdi seminerin ikinci bölümünde Farabi Kazak Devlet Üniversitesi Türksoy Bölüm Başkanı Prof. Dr. Erden Kajıbek’in Türkolojinin aktüel sorunları konulu konuşması hakkında bilgi vermeye çalışacağız.

[code language=”css”] <meta property="og:image" content=" http://www.abdulvahapkara.com/wp-content/uploads/2017/01/20161207_123613.jpg" /> [/code]

Prof. Dr. Erden Kajıbek konuşmasında özetle şunları söyledi: “İlk önce atayurttan anayurda, Farabi gibi değerli atalarımızın topraklarından sizlere selamlar getirdik. Türkoloji konusunda çok fazla problem bulunmaktadır. Eskiden türkolojide yabancı bilim adamaları ile birlikte araştırmalar planlanıyordu. Maalesef o zamanlarda Türk dili, Türk Edebiyatı, Kazak Dili, Kazak Edebiyatı türkolojinin ayrı kolları olarak görülüyordu. Bu gibi durumlardan vazgeçmemiz lazımdır. Türkolojiyi bir bütün olarak ele almak lazımdır. Eskiden Orta Asya‘nın ismi Türkistan’dı, Türkistan ismi 1933 yıllarına kadar devam etti. Son 70 yılda Türk dünyası parçalanmaya çalışılmıştır.

Türk dillerinin güzelliği şudur ki, her kelime homojen yapıdadır. Biz bu konuyu 2007’de Almatı’da uluslararası bir toplantıda ele aldık. Birçok ilim adamı geldi. Türk dillerinde kökler konusu çok önemlidir. Lehçe gruplarında ve proto Türk dillerinde kökler bulunmalıdır. Türklerin tarihinin çok eski devirlerden başladığını gösteren dilimizdir. Bir ilim adamı 1988’de tesadüfen proto-türk dilleri üzerine bir sözlük ile karşılaşmış ve hayran kalmıştır. Ben uzun yıllar proto-Hint avrupa dilleri sözlüğü üzerine çalışmalar yaptım. Orada Türk dillerinin izlerini gördüm. Malesef bunu devam eden bir türkolog çıkmadı.”

20161207_124029

Prof. Dr. Erden Kajıbek konuşmasında son 30 yılda tüm dünya arkeolojisinde yapılan büyük keşiflerden biri olan Rusya‘nın Ural bölgesindeki Arkaim şehir kalıntılarına da temas etti. Onun anlattığına göre, buna benzer kalıntılara Kazakistan’da da rastlanmıştır. M.Ö. iki bin, üç binli yıllara kadar giden kalıntılar proto-türk şehir kalıntılarıdır. Bölgede araştırmalara devam eden arkeologlar, bu şehirde 15-20 tane yerleşme buldu. Sonra arkeologlar Kazakistan’ın Rusya sınırındaki bölgelerde de araştırmalar yaptılar. Toplam 51 proto-şehir bulundu. Bu şehirler hem savunma amaçlı bir kale, hem de tapınağı, pazarı, konutu vs. olan bir yerleşim alanlarıydı.

Arkeolojide bir diğer önemli keşif 1970’lerde ortaya çıktı. Bunlar Sakalar dönemine ait altın adam buluntularıdır. Prof. Kajıbek Kazakistan’da toplam 20 civarında, ama kesin 10 tane altın elbiseli adam bulunduğunu ifade etti. Doğu Kazakistan’da iki insan iskeleti bulunmuştur.

Avrupa milletleri gibi atalarımız ve köklerimiz hakkında yeterli seviyede ilmi araştırmalar yapamadığımıza dikkati çeken Prof. Kajıbek „Norveç, Danimarka gibi bazı Bazen Avrupa ülkelerinin Vikingler’in torunlardır ve Vikingler’in atalarının yazılarının da Orhunca’dır. Vikingçe’de “Tanrı” kelimesi olduğunu gördüm“ dedi.

Prof. Dr. Erden Kajıbek konuşmasının sonunuda şunları söyledi: “Kazakistan’da ve Türkiye’de bir çok değerli elyazma eserleri tam olarak incelenip ilim alemine sunulamamakta, bir çoğu depolarda beklemektedir. Oysa Türk dünyasının tarihçileri, antropologları ve dilbilimcileri ortak çalışmalar yaptığında, gelecekte Türkoloji çalışmalarında önemli neticelere varılacağını düşünüyoruz. Türk dünyasının büyük alimi Farabi matematikte, sanatta, fizikte, ilahiyatta çeşitli sahalarda bir zirve olarak ortaya çıkmış ve bir zamanlar bütün dünyada Türkün seviyesini yükseltmiştir. Bugün de o seviyeye ulaşmamızı diliyorum.”

Bundan sonra soru için söz alan Mimar Sinan Güzel Sanalar Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Abdulvahap Kara: “Değerli hocamıza verdiği değerli bilgilerden dolayı teşekkür ediyoruz. Türkolojinin sorunları gerçekten çok büyük, çünkü Türk‘ün tarihi çok büyük, dili ve kültürü çok zengin. Dünyada hiç bir millet, bu kadar geniş coğrafyaya ve bu kadar çok eski dönemlere giden bir tarihe sahip değildir. ABD‘nin tarihi 300 yıl, Tüklerin tarihi üç, dört bin yıl öncesine kadar gidiyor. Değerli hocamız güzel bir noktaya temas ettiler. Arkaim’de eski dönemlere ait proto Türklerin şehirlerinin bulunduğunu söyledi. Burada bulunan 51 adet şehir kalıntısı var, ancak bunlar ilgisizlikten dolayı araştırılamıyor. Batılılar da kendi tarihleri olmadığı için bunlar üzerine yeterince araştırmaya yapmaya isteksizler. Dolayısıyla bunları araştımak, geçmişleri olduğu için günümüzdeki bağımsız Türk Cumhuriyetleri’ne düşüyor. Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in teklifiyle kurulmuş olan ortak bir Türk Akademisi var. Bunlar, böyle ortak ve uluslararası kurumların uzun süreli çalışmalarıyla araştırılacak konulardır. Meslela Kazakistan’ta bulunan altın adamlar bizim tarihimizin çok zengin olduğunu gösteriyor. Benim sorum şu: Türkoloji sorunları çok eski dönemleri kapsıyor, bahsettiğiniz gibi dünyada önemli bir yer edinmek lazım, bu sorunları ilerde aşabilecek miyiz?”

El-Farabi Kazak-Milli Üniversitesi Türksoy Bölüm Başkanı Prof. Dr. Erden Kajıbek: “Türkoloji’de proto-Türk devrini araştıran yaşlı kuşaktan Rus bir türkolog dostum vardı. Bir gün bana “Ne mutlu sen hem Türk soyundansın, hem Allah’a da yakınsın. Biz daha uzağız. Sizlerin çok sayıda lehçe gruplarınız ve ortak diliniz var. Siz o ortak dilden 70 sene kadar önce kopartıldınız ama tekrar yerine koyulabilir“ demişti. Bu dostumuz söylediği gibi bizim ortak dilimiz halen var. Mesele ortak dil birliğini gençlerimize vermekte. Yusuf Has Hacip ve Mahmut Kaşgarlı gibi ortak değerlerimizi yaygınlaştırmalıyız. Bu şekilde özümüze dönüp ortak bir dil bulursak, türkolojide de çözemeyeceğimiz hiçbir sorun kalmaz” diye cevap verdi.

20161207_132031

Seminere katkılarından dolayı hocalarımıza teşekkür belgelerinden sonra toplu resim çekilerek sona erdi. Bu seminerde Farabi’nin Türk Dünyası arasında ortak bir değer olduğu hakkında konunun uzmanlarından bir çok bilgi edindik. Yararlı bir seminer olduğunu düşünüyorum. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum.

Buket Kemiksiz
MSGSÜ Tarih Bölümü
YL Öğrencisi

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published / Required fields are marked *