TÜRK DÜNYASI’NIN 20 YILLIK İŞBİRLİĞİ SÜRECİ ve KAZAKİSTAN’IN ROLÜ

TÜRK DÜNYASI’NIN 20 YILLIK İŞBİRLİĞİ SÜRECİ ve KAZAKİSTAN’IN ROLÜ (1)

AVRASYA BİR VAKFI’NIN GELENEKSEL HAFTA SONU KONFERANSLARI DİZİSİNİN BU HAFTAKİ KONUĞU DOÇ. DR. ABDULVAHAP KARA’YDI.

DOÇ. DR. ABDULVAHAP KARA’NIN “TÜRK DÜNYASI’NIN 20 YILLIK SÜRECİ VE KAZAKİSTAN’IN ROLÜ” BAŞLIKLI KONFERANSINDA  ANLATTIKLARI, SÖZ KONUSU 20 YILLIK TARİHİ SÜRECİN ÇOK DİKKATLE NOT EDİLMİŞ BİR ÖZETİDİR; ALTINI ÇİZEREK OKUMALI VE HAFIZAMIZIN EN MUTENA KÖŞESİNDE SAKLAMALIYIZ.

Avrasya Bir Vakfı’nın geleneksel haftasonu konferansları dizisinin bu haftaki konuğu Doç. Dr. Abdülvahap Kara’ydı. Değerli Hocamın “Türk Dünyası’nın 20 Yıllık Süreci ve Kazakistan’ın Rolü” başlıklı konferansında anlattıkları, söz konusu 20 yıllık tarihi sürecin çok dikkatle not edilmiş bir özetidir; altını çizerek okumalı ve hafızamızın en mutena köşesinde saklamalıyız.

Oturum başkanlığını Prof. Dr. Alaeddin Yalçınkaya’nın yaptığı konferansında, Doç. Dr. Abdulvahap Kara, Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrasında, Türk Dünyası açısından çok önemli sonuçları olan bir karmaşık süreci, çok önemli kilometre taşlarıyla özetleyen ve hepimizin dağarcığında satırbaşlarıyla yer alması gereken çok özenle hazırlanmış bir konuşma yaptı.


Zaman ve Mekan Sınırlarından Taşan Nasreddin Hoca

Uluslar arası Nasreddin Hoca Sempozyumundan İzlenimler

8-9 Mayıs 2008 tarihinde Konya Akşehir’de “21. Yüzyılı Nasrettin Hoca ile Anlamak” konulu uluslar arası bir sempozyum gerçekleştirildi. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Kültür Merkezi, Akşehir Kaymakamlığı, Akşehir Belediyesi ve TİKA tarafından düzenlenen sempozyuma 21 ülkeden 84 bilim adamı Nasreddin Hoca ve fıkralarına çeşitli açılardan bakan bildirilerini sundu. Üç ayrı salonda 22 oturumda dinlenen 84 bildirinin tamamını elbette bir kişinin baştan sona takip etmesi imkansızdı. Siz bir salonda otururken, diğer iki salonda başka iki bildiri daha okunmaktaydı. Demek ki, bir kişi sempozyumun azami üçte birini takip etme imkanına sahip oldu. Bu üçte birlik kısım bile bize çok faydalı oldu. Ayrıca sempozyum ve Akşehir’in manevi havasından çok istifade ettik. Burada aldığımız izlenimlerimizi bu yazıda sizlerle paylaşmaya çalışacağız.

Öncelikle Akşehir Belediyesi ve Kaymakamlığına teşekkür etmek isterim. Mütevazı imkanlarına rağmen bizi samimiyetle çok güzel ağırladılar. Ellerinden geleni esirgemediler.


DÜNYADA MİLLİ MARŞ GELENEĞİNİ İLK BAŞLATANLAR TÜRKLERDİR

12 Martın İstiklal Marşımızın 92. Kabul yıldönümü vesilesiyle 8 Mart 2012 tarihinde Zeytinburnu ilçesinde kızımın öğrenim gördüğü Kazlıçeşme Abay İlköğretim Okulunda bu konuda bir konferans verdim.

Bu vesileyle milli marşlar konusunda küçük çaplı bir araştırma yaptım. Bu sırada aklıma “acaba dünyada ilk defa hangi millet milli marşı bestelemiş” diye bir soru takıldı. Bu hususta İngilizce internet sitelerini taradım.

Sonuçta dünyada ilk marş olarak 1560’larda belirli günlerde çalınan Wilhelmus marşının adını geçmektedir. Bu Hollanda ulusal marşının en eski şeklidir.

Fakat bugünkü modern manada resmi ilk marş olarak İspanya’nın 1770 yılında bestelenen Marcha Real isimli marşı kabul görmektedir.


KAZAK TÜRKLERİ’NDE KARTALLA AVCILIK

Kartalla avcılık Türklerin en eski avlanma şekillerinden biridir. Altı bin yıllık tarihi geçmişe sahip olduğu söylenmekle birlikte, biz onun tarihi izini kaynaklarda 2-3 bin yıl eskilere kadar takip edebilmekteyiz. Arkeologlar bununla ilgili petroglifleri, yani kaya resimlerini Kazakistan’ın “Tanbalı Tas” ve “Bayancürek” kaya resimleri arasında tespit etmiştir. Bunlarda, kartalla av avlayan avcıların resimleri bulunmaktadır.[1]

Biz bu tebliğimizde, kartalla avcılık konusunda, kartalın yakalanması, evcilleştirilmesi, eğitilmesi, bakılması, av gelenekleri, günümüzde Kazaklar arasında kartalla avcılık konuları ve Kazak Türkçesi’ndeki kartalla avcılık terimleri üzerinde duracağız.[2]


Қазақ тәуелсіздігінің үш тұғыры

 

Әбдіуақап Қара, Тарих ғылымының докторы, Мұстафатанушы ғалым (Түркия)

– Сіз мұстафатанушысыз. Батыс әлемінің Мұс­тафа Шоқай туралы көзқарасы қалай?
– Жалпы алғанда, Мұстафа Шоқайды батыс әлемі толық біледі деп айта алмаймыз. Негізінен бір ұлттық тұлғаны алдымен туған елі қастерлеп жоғары бағаласа, сонда өзге елдер де құрмет тұтатын болады. Өкінішке орай, қазіргі таңда Мұстафа Шо­қайға туған елі Қазақстанда нақты бағасы беріліп отыр деп айта алмаймыз. Кезінде Кеңес Одағы елінің, тіпті, бүкіл Орталық Азияның тәуелсіздігі жолында күрес жүргізген М.Шоқайды халық жауы ретінде көрсетіп, атының аталуына тиым салған еді. Сондықтан Мұстафаның аты Қазақстан тәуелсіздік алғаннан кейін ғана атала бастады. Тәуелсіздік алғанымызға 20 жыл өтсе де, Мұстафа ту­ралы ал­ғашқы ха­лық­аралық ғылыми-практикалық конференция осы жылы қараша айында Алматыда өткенін айтсақ, халқының тәуелсіздігі жолында өзін құрбан қылған Шоқайға және оның мұрасына қаншалықты баға беріп отырғанымыз белгілі болды. 
Мұстафаның аты қазіргі таңда батыс елдері ішінде Франция мен Түркияда ғана танымал. Осы екі елде оған жоғары баға берілді. Бостандықтар, теңдіктер және бауырластықтар елі атанған Францияда жалпы елінің тәуелсіздігі жөнінде жанқияр­лық­пен күрес жүргізген азаматтарға үлкен құрмет көрсетіледі. Мұстафа Шоқай мұның сыртында француздар үшін жоғары адамгершілік қасиет­терімен де қастерлі. Өйткені, Мұстафа бір кезде фашистік Германия Францияға қауіп төндіргенде, өзге кеңестік саяси эмигранттар сияқты жан сауғалап АҚШ-қа қашып кетпеген. Ол қиын-қыстау кезде өзіне пана болған Францияға опа көрсетіп, екінші отаны ретінде көрген. Ал Түркия болса, Мұстафаға өресі биік, білімді, білікті зиялы, Түркі дүниесінің қамын ойлаған ұлы саясаткер, сондай-ақ түркі халықтарының игі қасиеттерін бойына сіңірген абзал азамат ретінде сыйлайды.


Kazak Atasozleri (Kril ve Latin Harfli)

ТАҢДАУЛЫ ҚАЗАҚ МАҚАЛ-МӘТЕЛДЕРІ

Жұздеген қазақ мақал-мәтелдері арасынан өте қызықты және мәнді дегендерді құрастырып қалын интернет көпшілігінің назарына ұсынып отырмыз. Мақал-мәтелдер бізге жол көрсететін маңызды мәдени мұраларымыз болып табылады. Әбдіуақап Қара, Тарих ғылымдарының докторы,

Стамбул

 

Ит – тойған жеріне,

Ер – туған жеріне.

 

Кісі елінде сұлтан болганша,

Өз елінде ұлтан бол.

 

Өз елім – өлең төсегім.

 


Divan-ı Lügat-it Türk’ü Bulan Ali Emiri Efendi, Ziya Gökalp ve Talat Paşa

Büyük dil bilgini `Kaşgarlı Mahmud`’un `Divan-ı Lügat-it Türk` isimli muazzam eseri, 1910’a kadar adi bilinen, fakat kendisi mechul bir eserdi. Diğer bir deyişle, o zamana değin, eserin sadece adı vardı, fakat kendisi ortada yoktu. Eser, bugün bütün dünyada biliniyor, hakkında makale, kitap yazılıyor ve üzerinde tartışmalar yapılıyorsa, bunu büyük kitap aşığı, ilim ve kültür sevdalısı `Ali Emiri Efendi`’ye borçluyuz. Ali Emiri Efendi, Kaşgarlı Mahmud tarafından 1072-1074 yıllarında Bagdat’ta Abbasi Halifesine sunulmak üzere yazılan bu muhteşem eseri, sahaflarda Divan-ı Lügat-it Türk olduğu bilinmeden satılırken, fark etmiş ve satın alarak Türk kültür hayatına kazandırmıştır. Bu sebeple, Ali Emiri Efendi’nin isminin, eserin yazarı Kaşgarlı Mahmud ile birlikte her zaman anılmayı hak ettiğine şüphe yoktur.

Bundan dolayı, Divan-ı Lügat it Türk ile ilgili toplantılarda kendisinden bahsetmenin bir vefa borcu olduğu muhakkaktır. Aslında, Ali Emiri’nin kitabı buluşu ve daha sonra yayınlatışı romanlara konu olacak güzellikte ve kültürün, kitabın önemini somut bir biçimde vurgulayacak olgulara haizdir. Ziya Gökalp ve Talat Paşa’nın kitabın yayınlanmasına yaptıkları tiyatral katkı ise çok ilginçtir. Ayrıca Ali Emiri Efendi’nin hayatı, kitaba verilen değerin ve kitap okumaya ayrılan zamanların bir hayli azaldığı günümüzde, sadece gençlere değil, hepimize kitap sevgisi konusunda, örnek teşkil edebilecek ögelere haizdir.


KAZAK BEYLER MAHKEMESİ VE İSLAM ÖNCESİ TÜRKLERDE HUKUK SİSTEMİ

“Kazak Beyler Mahkemesi – Benzersiz Hukuk Sistemi” Konulu Uluslararası Sempozyumdan İzlenimler

22-23 Mayıs 2008 tarihinde Almatı şehrinde ilginç ve önemli bir uluslararası sempozyuma katıldık. Dünyanın çeşitli ülkelerinden 80 kadar bilim adamının katıldığı sempozyumu Kazakistan Yüksek Mahkemesi ve Parasat Hukuk Şirketi düzenledi. Almatı şehrinin en güzel dinlenme ve sağlık tesisleri olan Aladağ eteklerindeki muhteşem tabiatın içinde yer alan devasa Alatav (Aladağ) Senatoryumu konferans salonunda gerçekleşen sempozyumda Kazak Türklerinin “Biyler Sotı”, yani “Beyler Mahkemesi” çeşitli açılardan ele alındı.

Kökü İslam Öncesinde Sakalar, Hunlar, Uygurlar, Türgişler ve Göktürklere kadar uzanan “Beyler Mahkemesi” konusunu Kazakistan Yüksek Mahkemesi’nin düzenlemesi sempozyuma ayrı bir önem kazandırdı. Ayrıca sempozyuma bildiri sunanlar arasında ilim adamları kadar Kazakistan’ın savcı ve hakimlerinin de olması ve seviyeli bildiriler sunması da Kazakistan yargı sisteminin geleceği açısından çok sevindiricidir.


Seçme Kazak Atasözleri

ТАҢДАУЛЫ ҚАЗАҚ МАҚАЛ-МӘТЕЛДЕРІ

Жұздеген қазақ мақал-мәтелдері арасынан өте қызықты және мәнді дегендерді құрастырып қалын интернет көпшілігінің назарына ұсынып отырмыз. Мақал-мәтелдер бізге жол көрсететін маңызды мәдени мұраларымыз болып табылады. Әбдіуақап Қара, Тарих ғылымдарының докторы, Стамбул

Ит – тойған жеріне, 
Ер – туған жеріне. 

Кісі елінде сұлтан болганша, 
Өз елінде ұлтан бол. 

Өз елім – өлең төсегім. 

Мал конысын іздейді, 
Ер жігіт туысын іздейді. 

Ел-елдің бәрі жаксы, 
Өз елің бәрінен жаксы.